Fotoğraf
Bilgileri: Eser Sahibi: Fanny
Schertzer / Wikimedia Commons
İlke Göçmen, Prof. Dr., Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Birliği Hukuku Anabilim Dalı / Jean Monnet
Chair (2019-2022) / The Alexander von Humboldt Foundation – Georg Forster
Research Fellow for Sustainable Development (2023-2024)
Giriş
Hukuk Sözcüsü (HS) Ćapeta, 16
Ocak 2025 tarihinde Royal Football Club Seraing
(C-600/23) ön karar prosedüründe görüşünü
açıklamıştır. Somut uyuşmazlıktaki ana meseleyi, Uluslararası Futbol
Federasyonları Birliği’nin (Fédération
Internationale de Football Association, “FIFA”) Spor Tahkim Mahkemesi (Court of Arbitration for Sport, “CAS”) dâhil
uyuşmazlık çözüm sistemi ile Avrupa Birliği (“AB”) hukuku kapsamındaki etkili
yargısal koruma ilkesi arasındaki ilişki oluşturmaktadır (paragraf 2). Basın açıklamasında
özetlendiği şekliyle, HS Ćapeta’ya göre CAS kararları, FIFA kurallarının AB
hukukuyla uyumluluğunu sağlamak için AB üyesi devlet mahkemeleri (“ulusal
mahkemeler”) tarafından denetime açık olmalıdır. Etkili yargısal koruma ilkesi,
CAS kararlarına karşı ulusal mahkemeye erişimi veya bu kararların denetimini
sınırlandıran türdeki ulusal hukukun önüne geçmelidir.
Peki, HS Ćapeta, bu sonuca nasıl
varmaktadır? Bu blog postta Royal
Football Club Seraing ön karar prosedürü hakkında birtakım bilgiler verildikten
sonra HS Ćapeta’nın görüşü aktarılacaktır.
1. Ön Karar Prosedürü Hakkında Bilgiler
Royal Football Club Seraing ön karar prosedürü hakkında kısaca
aşağıdaki bilgiler verilebilir.
Somut uyuşmazlıkta yer alanlar
şöyle toparlanabilir (paragraf 3-8). Royal
Football Club Seraing, alt liglerdeki Belçika futbol kulüplerinden birisi
olup yeni yönetimi aracılığıyla 2013/14 sezonundan itibaren ulusal ve
uluslararası başarı istemeye başlamıştır. Doyen
Sports, Malta hukukuna tabi olarak kurulmuş bir şirket olup Avrupa’daki
futbol kulüplerine finansal destek sunmaktadır. FIFA, İsviçre hukukuna tabi olarak kurulmuş kâr amacı gütmeyen bir birlik
olup kendi ülkelerinde futbolun organizasyonu ve kontrolünden sorumlu ulusal birlikleri
bir araya getirmektedir. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (Union européenne des Sociétés de Football
Association, “UEFA”) İsviçre
hukukuna tabi olarak kurulmuş kâr amacı gütmeyen bir birlik olup Avrupa
kıtasındaki ulusal birlikleri bir araya getirmektedir. Belçika Futbol Federasyonu, Belçika hukukuna tabi olarak kurulmuş kâr
amacı gütmeyen bir birlik olup UEFA ve FIFA üyesidir.
Uyuşmazlık konusu FIFA kuralları
şöyle toparlanabilir (paragraf 9-13). Öncelikle, FIFA’nın “Oyuncuların Statüsü
ve Transferi Hakkındaki Düzenlemeler”i (Regulations
on the Status and Transfer of Players, “STP Düzenlemeleri”) mevcuttur. STP Düzenlemeleri,
ya ulusal birlikler üstünde doğrudan bağlayıcıdır ya da ulusal birlikler
tarafından bir iç işleme dönüştürülmeleri gerekmektedir. Ana hatlarıyla, FIFA,
2014 Aralık’ında STP Düzenlemelerinde değişikliğe giderek, 1 Ocak 2015
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, üçüncü tarafların oyuncuların ekonomik
haklarına sahip olmasının (third-party
ownership, “TPO”) geçiş dönemini takiben yasaklanmasını öngörmüştür. Üçüncü
taraflar, “transfer edilen oyuncu, oyuncuyu birinden diğerine transfer eden iki
kulüp veya oyuncunun kayıtlı olduğu önceki kulüpleri dışındaki herhangi bir
taraf” olarak tanımlanmıştır. İşbu değişiklik ulusal birlikler tarafından bir
iç işleme dönüştürülecektir.
Somut uyuşmazlıktaki gidişatın FIFA
uyuşmazlık çözüm sistemi içindeki yönü şöyle özetlenebilir (paragraf 14-21).
Seraing kulübü, Doyen Sports şirketi ile ilki 30 Ocak 2015 tarihinde ve üç
oyuncu için, ikincisi 7 Temmuz 2015 tarihinde ve bir oyuncu için ekonomik hakların
devrine ilişkin iki ayrı sözleşme yapmıştır. 4 Eylül 2015 tarihinde FIFA
Disiplin Komitesi, Seraing kulübüne söz konusu iki ayrı sözleşme ile bir üst
paragraftaki kuralı ihlal ettiği gerekçesiyle iki yıl oyuncu kaydetme yasağı getirmiştir
ve 150.000 İsviçre Frank’ı para cezası vermiştir. 7 Ocak 2016 tarihinde FIFA
İtiraz Komitesi, Seraing kulübünün bu karara karşı itirazını geri çevirmiştir.
9 Mart 2016 tarihinde Seraing kulübü bu karara karşı itiraz yoluyla CAS’a
gitmiştir. 9 Mart 2017 tarihinde CAS, uygulanabilir hukuk olarak FIFA
kurallarını, İsviçre hukukunu ve AB hukukunu (özel olarak iç pazar ve rekabet
hukukunu) temel alarak STP Düzenlemelerindeki değişiklikleri hukuka uygun
bulmuştur. 15 Mayıs 2017 tarihinde Seraing kulübü bu karara karşı İsviçre
Federal Yüksek Mahkemesine iptal başvurusu gerçekleştirmiştir. 20 Şubat 2018
tarihinde bu başvuru geri çevrilmiştir.
Somut uyuşmazlıktaki gidişatın FIFA
uyuşmazlık çözüm sistemi dışındaki yönü şöyle özetlenebilir (paragraf 22-37). 3
Nisan 2015 tarihinde Doyen Sports şirketi FIFA, UEFA ve Belçika Futbol
Federasyonu’na karşı Belçika Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açarak, ana
hatlarıyla, STP Düzenlemelerindeki değişikliklerin AB hukukuna (özel olarak iç
pazar ve rekabet hukukuna) aykırı olduğunun tespitini talep etmiştir. 8 Temmuz
2015 tarihinde Seraing kulübü işbu davaya katılmıştır. 17 Kasım 2016 tarihinde
Belçika Ticaret Mahkemesi, ileri sürülen iddiaları görmekte yetkisinin
olmadığına karar vermiştir. 19 Aralık 2016 tarihinde Seraing kulübü Belçika
İstinaf Mahkemesi önüne giderek, diğerlerinin yanı sıra, STP Düzenlemelerindeki
değişikliklerin AB hukukuna aykırılığı iddiasında bulunmuştur. İşbu dava
sürerken bir üst paragraftaki CAS ve İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi kararları
açıklanmıştır. Bunun üzerine, 12 Aralık 2019 tarihinde Belçika İstinaf
Mahkemesi, Belçika hukuku uyarınca, –STP Düzenlemelerindeki değişikliklerin AB
hukukuna uygunluğunu da inceleyen– CAS kararının nihai olduğunu ve İsviçre
Federal Yüksek Mahkemesi kararı ile birlikte kesin hüküm (res judicata) gücü kazandığına karar vermiştir. Seraing kulübü bu
karara karşı temyiz yoluyla Belçika Yargıtayına gitmiş, Belçika Yargıtayı da ön
karar prosedürü aracılığıyla ilgili AB hukukunun yorumu talebiyle Avrupa
Birliği Adalet Divanına (ABAD) gitmiştir. Seraing kulübü, Doyen Sports şirketi,
FIFA, UEFA ve Belçika Futbol Federasyonu’nun yanı sıra Belçika, Almanya, Fransa
ve Litvanya hükümetleri ile Avrupa Komisyonu ön karar prosedürüne yazılı görüş
sunmuştur. Seraing kulübü, Doyen Sports şirketi, FIFA, UEFA ve Belçika Futbol
Federasyonu’nun yanı sıra Belçika, Yunanistan, Fransa, Litvanya ve Hollanda
hükümetleri ile Avrupa Komisyonu ön karar prosedürüne sözlü olarak katılmıştır.
2. Hukuk Sözcüsü Ćapeta’nın Görüşü
HS Ćapeta, analizine
birtakım genel tespitlerle başlamıştır (paragraf 38-49, 60). Spor, “iyisiyle
kötüsüyle, bazen çok etkili ve zengin olan spor örgütlerinin düzenleyici
yetkiler kullandığı özerk bir sistem olarak örgütlenmektedir”. Futbol da durum
budur ve FIFA en yüksek düzenleyici örgüt olarak hem kulüplerin hem oyuncuların
takip etmesi gereken kuralları koymaktadır. Diğer yandan, spor, ekonomik
etkinlik oluşturduğu ölçüde, AB iç pazar ve rekabet hukukuna tabidir. FIFA spor
kuralları ile ilgili uyuşmazlıklar, CAS’ın münhasır ve zorunlu yetkisiyle, FIFA
uyuşmazlık çözüm sistemi aracılığıyla çözülmektedir. CAS kararları, yalnızca İsviçre
Federal Yüksek Mahkemesi önüne, o da oldukça sınırlı sebeplerle,
götürülebilmektedir. Öyle ki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“AİHM”) Semenya v. Switzerland kararında (§§ 234-240) bu hukuk yolunun
temel hak korumasını sağlamaya elverişli olmadığına karar vermiştir. Öte taraftan, AB Temel Haklar Şartı (“ABTHŞ”)
md. 47 ile düzenlenen etkili yargısal koruma hakkı, AB hukuku kaynaklı bir
hakkın FIFA kuralları veya bu kurallara dayalı kararlar nedeniyle potansiyel
ihlali karşısında gündeme gelebilecektir. AB Antlaşması md. 19 uyarınca “Üye
devletler, Birlik hukukunun kapsadığı alanlarda etkili hukuki koruma sağlamak
için gerekli hukuki başvuru yollarını temin eder”. O halde, üye devletler, AB
hukuku kaynaklı bir hakkın ihlal edildiğini iddia eden bir bireyin yasayla
kurulmuş, bağımsız ve ön karar prosedürüne başvurma yetkisine sahip bir
mahkemeye erişimini sağlamalıdır. CAS veya İsviçre Federal Yüksek
Mahkemesi bu tür mahkemeler arasında yer almadığı için, onların FIFA kuralları
ile AB hukuku kaynaklı hakların uyumluluğuna yönelik değerlendirmeleri AB
hukuku kapsamındaki etkili yargısal koruma gerekliliğini sağlamaz. Ayrıca,
somut uyuşmazlıkta, Belçika mahkemeleri, Belçika hukuku uyarınca CAS kararı,
İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi kararı ile birlikte, kesin hüküm (res judicata) gücü kazandığı için FIFA
kurallarının AB hukuku ile uyumluluğunu gözden geçirememiştir. Peki, etkili
yargısal koruma ilkesi, Belçika hukukunun bu sonuca yol açan kuralının önüne
geçmekte midir? HS Ćapeta’ya
göre “cevap dosdoğru bir evet gibi görünmektedir”.
Bu arka planda, HS Ćapeta, özellikle şu soruya yanıt
aramıştır: Etkili yargısal koruma ilkesi, AB hukukuna uygunluk incelemesi bir
üçüncü ülkenin mahkemesi tarafından yapıldığında, bir tahkim kararına kesin
hüküm gücü veren ulusal hukukun önüne geçer mi (paragraf 61)? ABAD, daha önce de tahkim ile AB hukuku arasındaki
ilişkiyi yorumlayan kararlar (Nordsee kararı, Eco Swiss kararı ve Achmea kararı) vermekle birlikte, HS Ćapeta’ya göre, FIFA uyuşmazlık
çözüm sistemindeki CAS gibi zorunlu tahkimler yönünden spesifik başka bir yorum
geliştirilmelidir (paragraf 62-63).
HS Ćapeta, önce, tahkim ile AB hukuku arasındaki ilişkiyi
yorumlayan kararlar ile mevcut uyuşmazlıktaki durumu karşılaştırmıştır. Nordsee kararı ve Eco Swiss kararı ile ticari tahkim
için geliştirilen içtihat hukuku, iki sebeple, FIFA sistemindeki CAS zorunlu
tahkimine uyarlanmamalıdır (paragraf 64-81): (i) ticari tahkim gönüllü
nitelikteyken FIFA’nın tahkim kuralları zorunlu nitelik taşımaktadır ve (ii)
ticari tahkimde taraflardan bir tanesi kararı uygulamazsa diğer taraf onun
icrası için mahkeme önüne gitmeliyken FIFA uyuşmazlık çözüm sistemi icra
anlamında, bu tür bir mahkeme önüne gitmeyi gerekli kılmayan, kendi kendine
yeterli bir sistem oluşturur. Achmea kararı ile uluslararası ikili
yatırım anlaşmaları kapsamındaki yatırımcı – devlet uyuşmazlık tahkimi için
geliştirilen içtihat hukuku ise, somut uyuşmazlık yönünden, AB hukukunun etkili
yargısal korumasının ve birörnekliğinin önemini tekrarlamanın ötesinde,
kıyaslanabilir bir yön taşımamaktadır (paragraf 82-94).
HS Ćapeta, sonra, FIFA uyuşmazlık çözüm sistemindeki CAS gibi
zorunlu tahkimler yönünden spesifik başka bir yorum geliştirmeye çalışmıştır. HS Ćapeta, mahkemeye erişim yönünden
şu tespitleri yapmıştır (paragraf 100-107).
Mahkemeye erişim sorusu, ticari tahkim söz konusu olduğunda gündeme
gelmemektedir, çünkü icra aşamasında bunun güvenceye alınacağı
varsayılmaktadır. Oysaki FIFA tahkim sistemi, kendi kendine yeterli bir sistem
olduğundan böyle bir varsayımdan yararlanamaz. Peki, o zaman, “üye devletler, AB
hukuku tarafından garanti altına alınan hakları potansiyel olarak ihlal eden
bir CAS kararına karşı etkili yargısal koruma sağlamak için hangi yargısal
çözümleri sağlamalıdır”? Örneğin, Komisyona göre CAS kararının yargısal
denetimi doğrudan istenebilmeliyken FIFA’ya göre tazminat davası gibi dolaylı
yollar bu amaçla yeterli görülebilir. HS
Ćapeta’ya göre “etkili yargısal koruma ilkesi, AB hukukuna aykırı FIFA
kurallarının uygulanmasını değerlendirmek ve gerekirse önlemek için doğrudan
bir yargı yolunu gerektirir”. O halde, somut uyuşmazlıktaki CAS kararına kesin
hüküm gücü tanıyan ulusal kural, bir ulusal mahkemenin FIFA kurallarının AB
hukuku ışığında yargısal denetimini gerçekleştirme olasılığı tanımak adına, bir
kenara bırakılmalıdır.
HS Ćapeta, denetimin kapsamı yönünden şu tespitleri yapmıştır (paragraf 108-122). Örneğin sadece
kamu düzeni meseleleri ile sınırlı olan gibi, sınırlı yargısal koruma, FIFA’nın
zorunlu ve münhasır tahkim sistemi bağlamında yeterli olamamaktadır. O nedenle
de, ulusal mahkemeler, CAS kararı olsun olmasın, AB hukukunun herhangi bir kuralı
ve tüm kuralları ışığında FIFA kurallarını inceleyebilmelidir. Dahası, ulusal
mahkemeler, bir davanın önüne ne şekilde getirildiğinden bağımsız olarak, böyle
bir incelemeyi gerçekleştirebilmelidir. Sonuç olarak, etkili yargısal koruma
ilkesi, AB hukukuna uygunluk incelemesi bir üçüncü ülkenin mahkemesi tarafından
yapıldığında, bir tahkim kararına kesin hüküm gücü veren ulusal hukukun önüne
geçer şeklinde yorumlanmalıdır (paragraf
126).
Sonuç
Royal Football Club Seraing ön
karar prosedürü, AB hukuku ile spor, özellikle futbol arasındaki ilişkiye dair
önemli bir meseleyi gündeme getirmektedir. ABAD, özellikle 1990’lı yılların
ortalarından itibaren AB iç pazar ve rekabet hukuku ile spor arasındaki
ilişkiye ışık tutan bir dizi karar açıklamıştır. Bunlar arasından, 1995 karar
tarihli Bosman kararı veya 2008 karar tarihli MOTOE kararının yanı sıra yakın tarihte açıklanan ve bloğumuzda da incelenen 2023
karar tarihli Royal Antwerp Football Club
(C-680/21) kararı ve European
Superleague kararı gösterilebilir (incelemeler için bkz. (1) ve (2)). Seraing ön karar prosedürü ise, kendisinden
öncekilerden farklı olarak, maddi
hukuktan kaynaklı değil kurumsal hukuktan kaynaklı bir meseleyi gündeme
getirmektedir: Bu kez, FIFA / CAS nezdindeki uyuşmazlık çözüm sistemi
ile AB hukuku kapsamındaki etkili yargısal koruma ilkesi arasındaki ilişki sorgulanmaktadır.
HS Ćapeta, dosdoğruca, etkili
yargısal koruma ilkesi gereği ulusal mahkemeler, bir davanın önüne ne şekilde
getirildiğinden bağımsız olarak, CAS kararı olsa dahi, AB hukukunun herhangi
bir kuralı ve tüm kuralları ışığında FIFA kurallarını inceleyebilmelidir,
sonucuna varmaktadır. Not düşmek
gerekir ki HS görüşü ABAD üstünde bağlayıcı bulunmamaktadır, dolayısıyla ABAD
HS görüşü ile örtüşen veyahut da ondan ayrılan bir karar alabilecektir. FIFA
/ CAS nezdindeki uyuşmazlık çözüm sisteminin AB hukuku karşısındaki akıbeti,
ABAD’ın kararını beklemeyi gerektirmektedir.
Bu yazıya atıf için: İlke Göçmen,
“Spor Tahkim Mahkemesinin (CAS) Kararlarının Denetimi: Hukuk Sözcüsü
Ćapeta’nın Royal Football Club Seraing
(C-600/23) Ön Karar Prosedüründeki Görüşü”, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 06/03/2025, Link:
<https://yasayanabhukuku.blogspot.com/2025/03/blog-post.html>
Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin.