*Görsel, yazar tarafından yapay zekâ destekli bir araç kullanılarak üretilmiştir.
İlke Göçmen, Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Birliği Hukuku Anabilim Dalı / Jean Monnet Chair (2019-2022) / The Alexander von Humboldt Foundation – Georg Forster Research Fellow for Sustainable Development (2023-2024)
Giriş
FIGC and CONI (Joined Cases C-424/24 and C-425/24) davası, spordaki disiplin yaptırımlarının Avrupa Birliği (AB) hukuku karşısındaki konumunu tartışmaya açmaktadır. İtalya’da bulunan Lazio Bölge İdare Mahkemesi (Tribunale amministrativo regionale per il Lazio), 6 Haziran 2024 tarihli kararıyla bu konuya ilişkin çeşitli soruları ön karar prosedürü aracılığıyla Avrupa Birliği Adalet Divanına (ABAD) yöneltmiştir. Hukuk Sözcüsü Spielmann, 18 Aralık 2025 tarihinde Gerekçeli Görüşünü sunmuştur. Adalet Divanı, dava konusu olayın hiçbir yeni hukuksal sorun ortaya çıkarmadığı görüşündeyse davanın Hukuk Sözcüsünün görüşü olmaksızın yürütülmesine karar verebilmektedir (ABAD Statüsü md. 20). Bu davada Hukuk Sözcüsünün görüşü alındığına göre, Adalet Divanı, dava konusu olayın yeni hukuksal sorun ortaya çıkardığı kanaatini taşımaktadır. Adalet Divanı 16 Temmuz 2026 tarihinde kararını açıklamıştır. Bu karar, “medya ilgisini çeken veya vatandaşların yaşamında etki doğuran konular hakkında” kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlayan basın açıklamaları arasında kendisine yer bulmuştur.
Bu blog postta önce FIGC and CONI davasının vakaları ortaya konacak, sonra ABAD’ın kararı incelenecektir.
1. Vakalar
FIGC and CONI davasındaki gerçek ve tüzel kişiler şöyle tanımlanabilir (para. 16-18). ZD ve MI, Juventus futbol kulübünün eski Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi’dir. Bu kişiler, dolayısıyla, İtalyan mevzuatı uyarınca ‘yönetici’ olarak kabul görmektedir. İtalyan Futbol Federasyonu (Federazione Italiana Giuoco Calcio (FIGC)), özel hukuka tâbi bir birliktir, FIGC, İtalya’da futbolu düzenlemektedir ve Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) ve Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) üyesidir. İtalyan Ulusal Olimpiyat Komitesi (Comitato Olimpico Nazionale Italiano (CONI)), kamu hukukuna tâbi bir organ olup çeşitli İtalyan spor birliklerinin etkinliklerinin eşgüdümünden sorumludur.
FIGC and CONI davasının vakaları şöyle toparlanabilir (para. 19-38):
1) 1 Nisan 2022 tarihinde FIGC Federal Savcılığı, Juventus dâhil çeşitli futbol kulüpleri ve yöneticileri hakkında dürüstlük, adillik ve etik bütünlük ilkelerinin ihlali iddiasıyla disiplin kovuşturması başlatmıştır. ZD ve MI’nin, futbolcu transferlerinde gerçeğe aykırı mali ve muhasebesel beyanlarda bulunarak, yapay sermaye kazançları sistemine katılıp bu ilkeleri ihlal ettikleri ileri sürülmüştür.
2) 22 Nisan 2022 tarihinde FIGC Federal Mahkemesi, disiplin yaptırımları ile ilgili konularda ilgili her gerçek ve tüzel kişiyi beraat ettirmiştir.
3) 27 Mayıs 2022 tarihinde, FIGC Federal Savcılığının temyizi üzerine, FIGC Federal Temyiz Mahkemesi ilgili kararı onamıştır.
4) 2022 sonlarında, FIGC Federal Savcılığı, ZD ve MI hakkındaki cezai soruşturmadan elde ettiği birtakım yeni belgelere dayanarak, FIGC Federal Temyiz Mahkemesi nezdinde gözden geçirme başvurusu yapmıştır.
5) 2023 Ocak’ında FIGC Federal Temyiz Mahkemesi, gözden geçirme başvurusunu uygun bularak, ZD ve MI hakkında, bir disiplin yaptırımı olarak, 24 ay için FIGC kapsamında mesleki etkinlik sürdürme yasağı getirmiştir. Dahası, onun talebi üzerine, FIFA Disiplin Komitesi, bu yasağı dünya çapına genişletmiştir.
6) 8 Mayıs 2023 tarihinde, Spor Güvenceleri Kurulu, ZD ve MI’nin bu karara itirazını görüşerek reddetmiştir.
7) 25 Mayıs 2023 tarihinde, ZD ve MI hakkındaki cezai soruşturma yargılama yapmaya gerek olmadığı kararı ile sonlanmıştır.
8) Bunun üzerine, ZD ve MI, Lazio Bölge İdare Mahkemesi nezdinde, FIGC Federal Temyiz Mahkemesi ile Spor Güvenceleri Kurulunun kendileri hakkındaki kararlarına karşı dava açmıştır.
9) Lazio Bölge İdare Mahkemesi, spordaki disiplin yaptırımları ile ilgili İtalyan mevzuatının, AB hukukuyla, özellikle işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımının yanı sıra etkili yargısal koruma ilkesiyle uyumlu olup olmadığı ile ilgili ABAD’a ön karar başvurusu yapmıştır.
2. FIGC and CONI Kararı
ABAD, öncelikle ön karar başvurusunun işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve etkili yargısal koruma ilkesi bakımından kabul edilebilir olduğuna karar vermiş (paragraf 43-54), ardından bu hususları esastan incelemiştir.
2.1. İşçilerin ve Hizmetlerin Serbest Dolaşımı
ABAD, öncelikle işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımının uygulama alanı üstünde durmuştur. Birincisi, somut uyuşmazlık, bu serbest dolaşım hükümlerinin kişi bakımından kapsamı içinde kalmaktadır, çünkü ihtilaflı disiplin yaptırımları, ilgili yöneticilerin, ister işçi olarak ABİHA md. 45 ister hizmet sunan olarak ABİHA md. 56 çerçevesinde olsun, dolaşım serbestîsini kullanmasını etkilemeye elverişlidir (para. 51). İkincisi, somut uyuşmazlık, bu serbest dolaşım hükümlerinin konu bakımından kapsamı içinde kalmaktadır. Bir yandan, ihtilaflı disiplin yaptırımları, sporla bağlantılı ekonomik bir etkinliği (yöneticiliği) ilgilendirdiği için ekonomik etkinlik unsuru karşılanmaktadır (para. 56). Diğer yandan, ihtilaflı disiplin yaptırımları, sadece İtalya çapında değil Dünya çapında, dolayısıyla tüm AB üyesi devletlerde de, geçerli olduğu için sınır aşırı unsur da karşılanmaktadır (para. 51). Son olarak, somut uyuşmazlık, muhataplık bakımından da bu serbest dolaşım hükümlerinin uygulama alanı içinde kalmaktadır. Bu yönden, temel serbestîler, “kamu hukukuna tâbi olmayan bir organın, birliğin veya başka bir tüzel kişinin, bireylerin bu serbestîleri kullanmasını olumsuz etkileyen koşullar vazetmesine imkân veren hukuki özerkliğe veya güce sahip olduğu durumlarda da bağlayıcıdır” (para. 55).
ABAD, daha sonra, işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımına yönelik bir engel olup olmadığını incelemiştir. Yerleşik içtihat hukuku uyarınca bu serbest dolaşımlar, (i) vatandaşlık temelinde doğrudan ayrımcılığı, (ii) vatandaşlık temelinde dolaylı ayrımcılığı, (iii) serbestînin kısıtlanmasını, yani bir üye devletin istihdam veya hizmet pazarına erişimin güçleştirilmesini, kural olarak, yasaklar (para. 60-61). Öncelikle, ulusal spor birlikleri gibi hukuki özerklikten yararlanan tüzel kişiler, özellikle istihdamı veya hizmet sunumunu toplu biçimde düzenlemeyi amaçlayan kurallar benimseyebileceği gibi, bu kuralların etkililiğini sağlamayı amaçlayan –yaptırımlara ilişkin olanlar gibi– tamamlayıcı hükümler de benimseyebilir. Bu tür hükümleri benimsemek, kendiliğinden, ABİHA md. 45’e veya 56’ya aykırı addedilemez (para. 63). Buna karşın, somut bir olayda bir bireye disiplin yaptırımı vazetmek, duruma göre, bu serbestîlere yönelik bir engel oluşturabilir (para. 64). İhtilaflı disiplin yaptırımları, tüm üye devletlerde geçerli, 24 aylık mesleki etkinlik sürdürme yasağı getirdiği için işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımını kısıtlamakta, başka bir ifadeyle bir üye devletin istihdam veya hizmet pazarına erişimi güçleştirmektedir (para. 65-66).
ABAD, son olarak, ihtilaflı disiplin yaptırımlarının haklı gösterilebilir olup olmadığını ele almıştır. İhtilaflı önlemler, belirli bir meşru sebep temelinde orantılılık ilkesi ile uyumlu ise haklı gösterilebilecektir (para. 67). Bu bakımdan, “futbol müsabakaları gibi spor müsabakalarının düzgün şekilde yürütülmesinin sağlanması” meşru sebep oluşturur (para. 72). Orantılılık ilkesi bağlamında ele alındığında, ihtilaflı önlemler, bir önceki cümledeki sebebe erişmek için uygundur (para. 75). Bununla birlikte, ulusal mahkeme, şu hususları ayrıca değerlendirmelidir: (i) ihtilaflı önlemler, “güdülen sebebin tutarlı ve sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik gerçek bir iradeyi yansıtmalıdır” (para. 77), (ii) bu yaptırımlar; şeffaf, nesnel ve ayrımcı olmayan kriterlere tâbi olarak belirlenmelidir (para. 78) ve (iii) yaptırımlar; vaka bazında, ilgili tüm koşulların dikkate alınmasına imkân tanıyacak ve etkili yargısal denetime tâbi olacak şekilde (para. 79) belirlenmelidir (para. 80).
2.2. Etkili Yargısal Koruma İlkesi
Bir ön tespit olarak, İtalyan mevzuatı, İtalyan mahkemeleri tarafından yorumlandığı hâliyle, şu şekildedir: Ulusal mahkeme, ulusal spor birliğinin vazettiği disiplin yaptırımına karşı, (i) ‘ulusal spor yargısı mercilerindeki başvuru yolları tüketildikten sonra’ inceleme yapabilir, (ii) yaptırımın hukuka aykırı olduğu sonucuna varırsa da yalnızca tazminata hükmedebilir; (iii) başka bir ifadeyle, geçici tedbir kararı veremez veya yaptırımı iptal ederek sonuçlarını ortadan kaldıramaz (para. 81). Peki, bu İtalyan mevzuatı, AB hukukundaki etkili yargısal koruma ilkesi ile bağdaşmakta mıdır?
ABAD, öncelikle, spor birlikleri tarafından bireylere uygulanan yaptırımların yargısal denetiminin kapsamını değerlendirmiştir. AB Temel Haklar Şartı md. 47 ışığında AB Antlaşması md. 19(1) uyarınca AB hukukuna dayalı bir hakkı ileri süren kişiler, etkili bir yargısal başvuru yoluna ve etkili bir yargısal denetime sahip olmalıdır (para. 85). Etkili bir yargısal denetim için, bir yandan, ulusal mahkeme, spordaki disiplin yaptırımına ilişkin uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşıyan tüm maddi vakaları ve hukuki meseleleri, AB hukukuna ilişkin olanlar dâhil, inceleme yetkisine sahip olmalıdır (para. 87-88). Diğer yandan, ulusal mahkeme, duruma göre, geçici tedbir alabilme, tazminata karar verebilme ve yaptırımı iptal edebilme de dâhil olmak üzere uygun tüm hukuki sonuçları doğurabilmelidir (para. 89-92).
ABAD, daha sonra, spor birlikleri tarafından bireylere uygulanan yaptırımları denetlemeye yetkili ulusal mahkemenin belirlenmesini değerlendirmiştir. Öncelikle, “her ne kadar üye devletler, adalet teşkilatının örgütlenmesi, özellikle de ulusal mahkemelerin kurulması, oluşumu, yetkileri ve işleyişi bakımından yetkili olsa da, bu yetkilerini kullanırken AB hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerine uymalıdır” (para. 95). Üye devletler, bu kapsamda, AB hukuku ile ilgili uyuşmazlıklara bakan tüm mahkemelerin etkili yargısal koruma ilkesinin gerektirdiği koşulları sağlamasını temin etmelidir (para. 98). AB hukuku anlamında bir ‘mahkeme’; (i) bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini sağlamalı, (ii) önceden kanunla kurulmuş olmalı, (iii) yargısal işlev yerine getirmeli, (iv) özellikle savunma hakkı ile dinlenilme hakkına saygı gösteren usuli güvenceleri sağlamalı ve (v) yaptırım hakkında, yaptırımın sonuçları kesinleşmeden önce, etkili bir yargısal denetim gerçekleştirebilmelidir (para. 99-110, 121). Bu kriterler en azından ulusal spor yargısının son derecesi tarafından karşılanıyorsa, iki paragraf önce özetlenen İtalyan mevzuatı AB hukuku ile uyumludur. Buna karşılık, ulusal spor yargısının en azından son derecesi AB hukuku anlamında ‘mahkeme’ niteliğini taşımıyorsa, bu organın kararları, söz konusu şartları taşıyan bir ulusal mahkeme tarafından etkili yargısal denetime tabi tutulmalıdır (para. 111-121).
Sonuç
FIGC and CONI kararı, spordaki disiplin yaptırımlarının AB hukuku karşısındaki konumunu, ilkesel olarak, açıklığa kavuşturmaktadır. Bu yönden karar, ABAD içtihat hukukundaki iki farklı çizgiyi bir araya getirmektedir.
Bir yandan, spordaki disiplin yaptırımları, AB iç pazar hukuku, özellikle işçilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı ışığında ele alınmaktadır. Bu yönüyle karar, örneğin 1995 tarihli Bosman kararının, 2010 tarihli Olympique Lyonnais kararının ve 2023 tarihli Royal Antwerp Football Club kararının devamı niteliğindedir (Bu son karar tarafımızca incelenmiştir).
Diğer yandan, spordaki disiplin yaptırımları, AB hukukunun kapsadığı alanların içinde kaldığı için, etkili yargısal koruma ilkesi bakımından da incelenmektedir. Bu çerçevede ABAD, AB Temel Haklar Şartı md. 47 ışığında AB Antlaşması md. 19(1)’i esas almaktadır. Bu yönüyle karar, ana hatlarıyla, hem genel olarak 2018 tarihli Associação Sindical dos Juízes Portugueses kararının hem de spor özelindeki 2025 tarihli Royal Football Club Seraing kararının devamı niteliğindedir (Bu son karar tarafımızca incelenmiştir).
Böylece ABAD, spor hukukunun kendine özgü özelliklerini kabul etmekle birlikte, bu özelliklerin AB hukukunun maddi ve usuli gereklerinden sapmayı haklı kılamayacağını bir kez daha teyit etmiştir.
Bu yazıya atıf için: İlke Göçmen, “Avrupa Birliği Hukuku Karşısında Spordaki Disiplin Yaptırımları: Adalet Divanının FIGC and CONI Kararı”, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 01/08/2026, Link: <https://yasayanabhukuku.blogspot.com/2026/08/C-424-425-24.html>
Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin.


