Showing posts with label Avrupa Parlamentosu. Show all posts
Showing posts with label Avrupa Parlamentosu. Show all posts

29 October 2025

Temmuz–Ekim 2025 Güvensizlik Önergeleri Işığında Avrupa Parlamentosu’nun Komisyon Üzerindeki Denetim Yetkisi

Temmuz–Ekim 2025 Güvensizlik Önergeleri Işığında Avrupa Parlamentosu’nun Komisyon Üzerindeki Denetim Yetkisi



Fotoğraf Bilgileri: Eser Sahibi: The White House, Public domain, via Wikimedia Commons


Merve Ağzıtemiz, Ankara Üniversitesi / Hukuk Fakültesi - Avrupa Birliği Hukuku Anabilim Dalı

 

Avrupa Birliği (AB) hukukunda, Avrupa Parlamentosu’nun Komisyon üzerindeki en güçlü siyasi denetim aracı, Avrupa Birliği’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın (ABİHA) 234. maddesinde öngörülen güvensizlik önergesi (motion of censure) mekanizmasıdır. Bu hüküm, Komisyon’un faaliyetleri söz konusu olduğunda, Parlamento’ya genel güvenini geri çekme olanağı tanımaktadır. Böyle bir önergenin kabulü hâlinde yani güvensizlik oyu verildiğinde, Komisyonun tamamı, Başkan da dâhil olmak üzere, kolektif biçimde istifa etmekle yükümlü olacaktır. Böylelikle sistem, Komisyonun Parlamento’ya karşı siyasal sorumluluğunu, bireysel değil kurumsal düzeyde güvence altına almış olmaktadır. (Parlamento’nun Denetim Yetkilerine ilişkin olarak Bkz.)

Bu çerçevede Avrupa Parlamentosu, Temmuz 2025’de, Ursula von der Leyen başkanlığındaki Komisyon hakkında söz konusu maddeye dayanarak bir güvensizlik önergesi üzerinden harekete geçmiştir. COVID-19 aşı tedarik sürecindeki şeffaflık eksikliği ve bazı üye devletlerde seçim süreçlerine müdahale edildiği yönündeki iddialara dayandırılan bu girişim, ağırlıklı olarak aşırı sağ grupların desteğini almıştır. Oylama sonucunda önerge 175 kabul oyuna karşı 360 ret oyuyla reddedilmiş, böylece Komisyon kimi tartışmalarla birlikte görevine devam etmiştir. (Bkz.)

Ancak, 6 Ekim 2025’te yapılan oturumun, Parlamento tarihine daha karmaşık bir tablo olarak geçtiği ifade edilebilir. Bu kez aynı oturumda iki farklı güvensizlik önergesi gündeme gelmiştir. Aşırı sağ “Patriots for Europe” tarafından sunulan ilk önerge, özellikle Komisyon’un ticaret politikalarını hedef alırken; radikal sol “The Left” tarafından verilen ikinci önerge Gazze politikası, iklim krizi ve ticaret anlaşmalarının etkileri üzerinden Komisyonu eleştirmiştir. İlk girişim 179 “evet”, ikinci girişim ise 133 “evet” oyunda kalmış ve her ikisi de sırasıyla 378 ve 383 “hayır” oyuyla reddedilmiştir.

Dört ay içerisinde üç defa güvensizlik önergesi üzerinden siyasi denetime maruz kalan Komisyon görevine devam etmektedir. Bununla birlikte, özellikle Avrupa Parlamentosu içerisinde, siyasal konjonktürün değişmiş olabileceği ifade edilebilir. Temmuz ayındaki tek yönlü eleştiri hattının yerini, Ekim ayında hem sağ hem sol uçlardan eş zamanlı bir baskının almış olduğu görülmektedir. Bu durum, Avrupa Parlamentosu’ndaki farklı ideolojik kutupların, Komisyonun liderliğini artık ortak bir eleştiri zemini üzerinden sorgulama eğilimine girdiğini gösteren bir unsur olarak değerlendirilebilecektir.

 

Güvensizlik Önergeleri Bakımından Hukuki Temel

2025 yılı içerisinde verilen her üç önerge de aynı hukuki temele dayanarak şekillenmiştir. Bu hukuki temel de ABİHA’nın 234. maddesi uyarınca, Komisyonun heyet olarak istifasını öngören güvensizlik önergesi mekanizmasıdır.

Avrupa Birliği (AB) hukukunda Avrupa Parlamentosu, Komisyonun siyasal sorumluluğunu denetlemek amacıyla bir güvensizlik önergesi sunma yetkisine sahiptir. Bu mekanizma, Komisyonun eylem ve politikalarının genel olarak Parlamento nezdinde güven kaybına uğradığı durumlarda işletilebilmektedir. Önergenin kabulü, (üye tam sayısının çoğunluğuna tekabül edecek şekilde) kullanılan oyların üçte ikisinin onayını gerektiren nitelikli bir çoğunluk şartına bağlıdır. Bu şartların yerine getirilmesi halinde Komisyonun tamamı, Başkan dâhil olmak üzere, kolektif biçimde görevinden çekilmek zorundadır. Böylece sistem, Komisyonun bireysel değil kurumsal düzeyde Parlamento önünde siyasi sorumluluk taşımasını öngörmektedir. (Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşma m. 234)

Bu husus Avrupa Birliği Antlaşması’nda (ABA) da açıkça belirtilmektedir. Nitekim Antlaşma’nın düzenlemesine göre, “Komisyon, Avrupa Parlamentosu’na karşı heyet olarak sorumludur. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 234. maddesine uygun olarak Komisyon hakkında bir güvensizlik önergesi oylayabilir. Böyle bir güvensizlik önergesinin kabul edilmesi halinde, Komisyon üyeleri toplu olarak istifa eder ve Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi de Komisyon’da yürüttüğü görevlerinden istifa eder” (ABA m. 17/8)

Mekanizmanın usulüne ilişkin düzenlemeler ise Avrupa Parlamentosu Usul Kurallarından görülebilmektedir. Buna göre, Avrupa Parlamentosu üyelerinin onda biri, Komisyonun genel faaliyetine yönelik bir güvensizlik önergesi sunabilir. Eğer önceki iki ay içinde benzer bir önerge oylanmışsa, yeni bir önergenin gündeme alınabilmesi için üyelerin en az beşte birinin imzası gerekir. Güvensizlik önergesi, gerekçeleriyle birlikte güvensizlik önergesi başlığı altında hazırlanır ve Avrupa Komisyonu’na iletilir. Önergenin Parlamento Başkanına ulaşmasıyla birlikte Başkan, bu durumu derhal üyelere bildirir.

Görüldüğü üzere hukuki düzenlemeler, Komisyon üyelerinin bireysel olarak güvensizlik oyuna konu olmasını engellemektedir. Diğer bir ifadeyle, Avrupa Parlamentosu yalnızca Komisyonun bütününe yönelik olarak güvensizlik önergesi verebilecektir. Bireysel üyelerin görevden alınmasına ilişkin hükümler ise sınırlı sayıdadır. (Bkz. ABİHA m. 245 - 247) Bunun dışında, ABA’nın düzenlemesine göre, bir Komisyon üyesi, Başkan’ın talep etmesi halinde istifa edecektir. (Bkz. ABA m.17(6) Bu kural, geniş bir bakış açısıyla, Komisyonun kurumsal yapısında başkanının içsel hiyerarşik yetkisini güçlendirirken, Avrupa Parlamento’nun bireysel siyasi sorumluluk yaratma kapasitesini sınırlandırmaktadır. Bununla birlikte söz konusu düzenleme, Komisyon’un heyet olarak sorumluluğunu düzenleyen diğer Antlaşma maddeleri ile uyumludur.

Görüldüğü üzere Avrupa Parlamentosu’nun Komisyon üzerinde kullanabileceği etkili bir siyasi denetim aracı bulunmaktadır. Ancak güvensizlik önergeleri gerek önergenin sunulma süreci gerekse oylamada öngörülen yüksek çoğunluk şartı bakımından her zaman başarıya ulaşması kolay olmayan bir prosedür olarak görülebilir. Bununla birlikte, bu mekanizmanın yalnızca hukuki dayanağı değil, aynı zamanda siyasi düzlemde Komisyon üzerinde bir güç dengesi yaratma işlevi de vardır. Nitekim bu siyasal etkinin somut sonuçları 1999 yılında açık biçimde görülmüştür. Bu nedenle, sürecin niteliğini tam olarak kavrayabilmek için geçmişteki örnekleri hatırlamak önem taşımaktadır.

 

Santer’den Von der Leyen’e: Avrupa Komisyonu Açısından Güvensizlik Önergeleri

Avrupa Parlamentosu’nun Komisyona karşı güvensizlik önergesi yoluyla kolektif sorumluluk tesis etme yetkisi, Birlik hukukunun sonradan geliştirdiği bir kurum değildir. Bu mekanizmanın kökeni, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kuran 25 Mart 1957 tarihli Roma Antlaşması’na kadar uzanmaktadır. Nitekim bu Antlaşma’nın 144. maddesi, Asamble’ye, Komisyonun icraatına ilişkin bir güvensizlik önergesi (motion de censure) sunma olanağı tanımış ve bu önergenin ağırlaştırılmış bir çoğunlukla kabul edilmesi halinde Komisyonun tüm üyelerinin toplu olarak istifa etmesini öngörmüştür. Bu düzenleme, kurumsal sorumluluk ve demokratik meşruiyet arasındaki bağlantının erken bir görünümü olarak da değerlendirilebilecektir. Bütünleşme sürecinde bu yapı, günümüzde ABİHA’nın 234. maddesinde yer alan güvensizlik önergesi prosedürüne dönüşmüştür.

Avrupa Parlamentosu’nun Komisyonu bir bütün olarak görevden alabilmeye yönelik bu yetkisi ‘nükleer seçenek’ olarak da ifade edilmektedir. Bu yetkinin, yeterli güvensizlik oyu eşiğine ulaşılamadığı için fiilen kullanılamadığı görülmektedir. Ancak, belirli durumlarda gerçek bir siyasi baskı aracı işlevi de bulunduğu vurgulanabilecektir. Nitekim 1999 yılında, yalnızca bir güvensizlik önergesi tehdidi dahi Santer Komisyonu’nun tamamının istifasıyla sonuçlanmıştır. (Bkz. EPRS Bilgilendirme Notu) (Belirtmek gerekir ki, daha önceki dönemlerde de Parlamento önüne bu türden önergeler getirilmiştir. Ancak bunlar, oylamada gerekli çoğunluğu sağlamayı başaramamıştır.)

Jacques Santer başkanlığındaki Komisyon, 1995 yılında göreve başlamış ve 1998–1999 döneminde ciddi yolsuzluk, usulsüz harcama, kayırmacılık ve kötü yönetim iddialarıyla gündeme gelmiştir. Özellikle 1998 yılına gelindiğinde Avrupa Parlamentosu içinde, Komisyonun yönetim pratiklerine yönelik rahatsızlık giderek belirginleşmiştir. Bütçe uygulamalarındaki usulsüzlük iddiaları hem Parlamento denetim organlarının hem de kamuoyunun dikkatini çekmiş hatta 17 Aralık 1998’de Avrupa Parlamentosu, Komisyonun 1996 mali yılına ilişkin hesaplarını onaylamayı (discharge) reddetmiştir. Bu karar, Komisyonun mali yönetimiyle birlikte kurumsal sorumluluk anlayışının da sorgulanmasına yol açmıştır. Bu gelişmelerin, Komisyonun yalnızca bireysel hatalardan değil, kolektif bir yönetim zafiyetinden mustarip olduğu yönündeki kanaati güçlendirdiği ifade edilebilecektir. Bu sorgulama aynı dönemde medyada da karşılık bulmuştur. Hatta bireysel olarak Komiserler üzerinden iddialar sorgulanmıştır. Nitekim, Fransız Komiser Édith Cresson ve İspanyol Komiser Manuel Marín hakkında ortaya atılan usulsüzlük iddiaları geniş bir ilgi görmüştür. (Örnek olarak bkz.)

Artan eleştiriler karşısında Parlamento, 14 Ocak 1999’da Sosyalist Grup’un talebi üzerine Komisyona karşı bir güvensizlik önergesini gündeme almıştır. Önerge, 293’e karşı 232 oyla reddedilse de Parlamento tarihinde ilk kez bu kadar yüksek bir destek oranına ulaşması bakımından önemli bir dönüm noktası olarak görülebilecektir. Oylamanın hemen ardından Avrupa Parlamentosu, idari usulsüzlüklerin araştırılması amacıyla Bağımsız Uzmanlar Komitesi’nin kurulmasına karar vermiş, bu Komite ise Mart 1999’da hazırladığı raporu yayımlamıştır. Yayımlanan bu raporda, Komisyon üyelerinin idari süreçler üzerindeki denetim yetersizliği açık biçimde ortaya koyulmuş ve sorumluluk sadece belirli üyelerle sınırlanmamıştır. Bunun yerine kolektif bir yönetsel başarısızlık üzerinde durulmuştur. (Committee of Independent Experts Report)

Söz konusu rapordan sonra, Avrupa Parlamentosu’nun yeni bir güvensizlik önergesini kabul etmesi kaçınılmaz hale gelince, Jacques Santer başkanlığındaki Komisyon Mart 1999’da görev süresinin dolmasına vakit varken topluca istifa etme kararı almıştır. Bu gelişme, Parlamento’nun siyasal denetim gücünün ilk kez fiili sonuç doğurması bakımından Avrupa bütünleşme tarihinde istisnai bir dönüm noktası olarak görülmektedir. (Bkz.) (Ayrıca Bkz.)

Bu tarihsel süreç, güvensizlik mekanizmasının Avrupa Birliği kurumsal yapısında yalnızca bir “olağanüstü prosedür” değil, aynı zamanda demokratik denetim kapasitesinin somut bir göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır. Bugün de benzer girişimlerin doğrudan sonuç üretmese dahi kurumsal sorumluluk ve meşruiyet tartışmalarını derinleştirdiği görülmektedir. Bu çerçevede, güncel olarak Von der Leyen Komisyonu’na yönelen önergeler, söz konusu tarihsel sürekliliğin yeni bir yansıması olarak değerlendirilebilecektir.

 

Sonuç

Temmuz ve Ekim 2025 dönemlerinde Von der Leyen Komisyonu’na karşı verilen güvensizlik önergelerinin başarısızlıkla sonuçlanacağı öngörülmüş ve sonuç beklendiği gibi olmuştur. Nitekim Avrupa Parlamentosu’ndaki merkez gruplar Von der Leyen lehine hareket etmiştir. Burada söz konusu önergelerin sonuçları genel olarak ikili bir bakış açısıyla değerlendirilebilir.

Birincisi, bu önergeler AB hukuk düzeninde anayasal nitelikte görülmelidir. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve şeffaflık gibi temel değerlere işlerlik kazandırma kapasitesine sahip olan güvensizlik mekanizması, hukuki/biçimsel sınırlarına rağmen demokratik hesap verebilirliğin sürdürülmesinde işlevini koruduğu bir noktada konumlanmaktadır. Bu açıdan Avrupa Parlamentosu, yürütme karşısında siyasal ağırlığını en azından belirli bir dereceye kadar devam ettirmektedir.

İkincisi, önergelerin Parlamenterler nezdinde eşik çoğunluğa ulaşmaması, Santer Komisyonu örneğinde olduğu gibi derin bir kurumsal krizi tetiklememiştir. Bununla birlikte, Ekim 2025 önergelerinin Parlamento’nun iki uç kanadından gelmiş olması, gelecekte merkez grupların da daha güçlü bir siyasi denetim eğilimi gösterebileceği yönünde dikkat çekici bir sinyal olarak algılanabilecektir. Parlamento’nun devam eden süreçte sergileyeceği tutum ise Birliğin bütünleşme sürecinde izleyeceği yolu belirlemek bakımından önem kazanabilecektir. Özellikle dışarıda, Ukrayna-Rusya savaşı ve ABD tarafından yönelen ticaret baskıları gibi unsurlar, içeride ise hukukun üstünlüğü krizi, ekonomik sıkıntılar ve enerji sorunları gibi etmenlerin bu tutumu nasıl etkileyeceği dikkatle değerlendirilmelidir.


Bu yazıya atıf için: Ağzıtemiz Merve, "Temmuz–Ekim 2025 Güvensizlik Önergeleri Işığında Avrupa Parlamentosu’nun Komisyon Üzerindeki Denetim Yetkisi" Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 29.10.2025.

 

 

11 June 2024

6-9 Haziran 2024 Tarihlerindeki Avrupa Parlamentosu Seçimleri

 

Fotoğraf Bilgileri: European Parliament from EU, CC BY 2.0 <https://creativecommons.org/licenses/by/2.0>, via Wikimedia Commons


İlke Göçmen, Prof. Dr., Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Avrupa Birliği Hukuku Anabilim Dalı / Jean Monnet Chair (2019-2022) / The Alexander von Humboldt Foundation – Georg Forster Research Fellow for Sustainable Development (2023-2024)


Giriş

Üye devletler, Avrupa Birliği’ni (AB) ortak hedeflerine ulaşmak amacıyla yetki devrettiği bir yapı olarak kurmuştur. AB, bu yetkiyi kullanırken kendisinin, vatandaşlarının ve üye devletlerin değerlerini desteklemeyi, hedeflerini izlemeyi, çıkarlarına hizmet etmeyi ve politikalarının ve eylemlerinin tutarlılığını, etkililiğini ve sürekliliğini temin etmeyi amaçlayan bir kurumsal çerçeveye sahip” kılınmıştır. AB, yedi kurum ve pek çok organ, ofis ve ajans ile faaliyet göstermektedir. Avrupa Parlamentosu; Komisyon, Konsey, AB Zirvesi ve Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) ile birlikte AB’nin başlıca kurumları arasında yer almaktadır.

AB bağlamında, ana hatlarıyla, Avrupa Parlamentosu ve Konsey yasama yetkisini, Komisyon yürütme yetkisini ve ABAD yargı yetkisini kullanmaktadır. Ayrıca, AB’nin işleyişi temsili demokrasiye dayanır ve bu yönden: “Vatandaşlar, Birlik düzeyinde, Avrupa Parlamentosunda doğrudan temsil edilir[;] üye devletler, gerek ulusal parlamentolarına gerek vatandaşlarına karşı demokratik olarak sorumlu olan devlet veya hükümet başkanları tarafından AB Zirvesinde ve hükümetleri tarafından Konseyde temsil edilir.”

Avrupa Parlamentosu, ilk kez 1979 yılında seçimle oluşturulmuş olup, 5 yılda bir gerçekleşen seçimlerden sonuncusu 6-9 Haziran 2024 tarihlerinde yapılmıştır. Böylece, Avrupa Parlamentosu seçimleri bu yıl 10. kez gerçekleştirilmiştir. Bu yazı, 6-9 Haziran 2024 tarihlerindeki seçim sonuçlarını, önceki seçimlerle belirli yönlerden kıyaslayarak, hukuki bir bakış açısıyla aktarmayı amaçlamaktadır. (Not düşelim ki Avrupa Parlamentosu seçimleri, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku blogunda, demokratik ilkeler bakımından daha önce ele alınmıştı.) (Yine not düşelim ki Avrupa Parlamentosu seçimleri, siyaset bilimi bakış açısıyla da sıklıkla incelenmektedir, örneğin bkz.)


Avrupa Parlamentosundaki Üye Sayısı

Avrupa Parlamentosu Birlik vatandaşlarının temsilcisi olarak toplamda en çok 751 üyeden oluşur. Vatandaşların temsili ise, üye devlet başına en az 6 ve en çok 96 üye olmak kaydıyla, “azalan şekilde orantılı” olarak sağlanır. AB Zirvesi, bu ilke doğrultusunda Avrupa Parlamentosunun inisiyatifi ve muvafakatiyle oluşumunu belirleyen bir kararı oybirliğiyle kabul eder. Tablo 1, 2024-2029 dönemindeki üye sayısının dağılımını göstermektedir. Buna göre örneğin Almanya yaklaşık 84 milyon nüfusuna karşılık 96 temsilci ile yani 875.000 kişiye karşılık 1 temsilci ile temsil edilirken Malta yaklaşık 500.000 nüfusuna karşılık 6 temsilci ile yani 83.000 kişiye karşılık 1 temsilci ile temsil edilmektedir. 

Bir not olarak, 2019-2024 dönemi toplam 705 Avrupa Parlamentosu üyesi ile tamamlanmıştı ve 2024-2029 dönemi için toplam 720 Avrupa Parlamentosu üyesi öngörülmüştür. Bu yönden Belçika, Danimarka, İrlanda, Letonya, Avusturya, Polonya, Finlandiya, Slovenya ve Slovakya +1 temsilciye ve İspanya, Fransa ve Hollanda +2 temsilciye sahip olmuştur.  


Tablo 1: Avrupa Parlamentosunun Oluşumu (2024-2029)

Üye Devlet

Üye Sayısı

Üye Devlet

Üye Sayısı

Almanya

96

Bulgaristan

17

Fransa

81

Danimarka

15

İtalya

76

Finlandiya

15

İspanya

61

Slovakya

15

Polonya

53

İrlanda

14

Romanya

33

Hırvatistan

12

Hollanda

31

Litvanya

11

Belçika

22

Letonya

9

Çekya

21

Slovenya

9

Yunanistan

21

Estonya

7

Macaristan

21

Lüksemburg

6

Portekiz

21

(Güney) Kıbrıs

6

İsveç

21

Malta

6

Avusturya

20

TOPLAM

720


Avrupa Parlamentosundaki Üyelik Yöntemi: Seçim

Avrupa Parlamentosu üyeleri seçimle göreve gelir, ancak AB çapında tek tip bir seçim sistemi bulunmamaktadır (krş). Seçimler, AB hukukunun belirlediği birtakım ortak ilkeler doğrultusunda, her bir üye devletin ulusal düzenlemelerine tabi olarak gerçekleştirilir. Birincisi, “Avrupa Parlamentosu üyeleri, beş yıllık bir dönem için doğrudan genel seçimle, serbest ve gizli oyla seçilir”. Seçimler, önceden belirlenen Perşembe’den Pazar’a dört günlük bir dönem içinde gerçekleştirilir. İkincisi, Avrupa Parlamentosu üyeleri, “liste sistemi veya tek devredilebilir oy kullanılarak nisbi temsil temelinde” seçilir. Üye devletler, oylama sisteminin nisbi niteliğini etkilemeksizin, Avrupa Parlamentosu seçimleri için seçim bölgeleri kurabilir veya kendi seçim bölgelerini farklı biçimde bölebilir. Üye devletler, kullanılan oyların %5’ini geçmemek kaydıyla, koltuk dağılımı açısından asgari eşik getirebilir ve bir adayın kampanya harcamaları açısından üst limit belirleyebilir. Üçüncüsü, her Birlik vatandaşı (herhangi bir üye devlet vatandaşı), vatandaşı olmadığı bir üye devlette ikamet ediyorsa ikamet ettiği üye devlette, o devletin vatandaşlarıyla aynı şartlarda, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Avrupa Parlamentosu seçimleri, bu ortak ilkeler çerçevesinde her bir üye devletin ulusal hükümlerine tabidir.

Avrupa Parlamentosu seçimleri, Avrupa düzeyindeki siyasi partilerden ziyade, ulusal siyasi partiler üzerinden gerçekleşmektedir. Bununla birlikte, genellikle, her ulusal siyasi parti Avrupa Parlamentosundaki bir siyasi grup ile bağlantılıdır. Dolayısıyla, Avrupa Parlamentosu seçimleri tamamlanıp bir üye seçildiğinde, bu üye genellikle ulusal siyasi partisinin bağlantılı olduğu siyasi grubun bir parçası haline gelmektedir. Mevcut kurallar çerçevesinde Avrupa Parlamentosu üyeleri, “siyasi eğilimlerine göre” ve en az üye devletlerin dörtte birinden gelen 23 üye ile siyasi grup oluşturabilir. Halihazırda 7 siyasi grup bulunmaktadır:

(1)    Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar)

(Group of the European People's Party (Christian Democrats)),

(2)    Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı

(Group of the Progressive Alliance of Socialists and Democrats in the European Parliament),

(3)    Avrupayı Yenile Grubu

(Renew Europe Group),

(4)    Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı

(Group of the Greens / European Free Alliance),

(5)    Kimlik ve Demokrasi Grubu

(Identity and Democracy Group),

(6)    Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu

(European Conservatives and Reformists Group),

(7)    Avrupa Birleşik Solu - Nordik Yeşil Solu Konfederal Grubu

(The Left group in the European Parliament - GUE/NGL).

Bunun yanı sıra, Avrupa Parlamentosu üyeleri herhangi bir siyasi grup dahilinde faaliyet göstermeyip bağımsız da kalabilir.


6-9 Haziran 2024 Seçimleri

6-9 Haziran 2024 tarihlerindeki Avrupa Parlamentosu seçimleri, <https://results.elections.europa.eu/> websitesinden takip edilebilmektedir. Bu yazı tamamlandığı esnada, en güncel veri 10 Haziran 2024 – 16:14’e ait olup, ulusal sonuçlardan bir kısmı nihai, diğerleri ise hala geçici nitelik taşımaktadır.

6-9 Haziran 2024 seçimleri, öncelikle, katılım oranı bakımından önceki seçimlerle karşılaştırılabilir. 1979 yılında bu seçime katılım %61,99 gibi görece düşük bir oranda kalmış ve o tarihten 2019 yılına kadar katılım sürekli olarak azalmıştır. 2019 yılındaki katılım oranı, önceki seçime göre artmış olmasına rağmen sadece %50 seviyesine ulaşabilmiştir. Mevcut verilere göre 2024 yılındaki katılım oranı da, 2019 yılındakiyle neredeyse aynı olarak, yaklaşık %51 seviyesinde kalmıştır. Bu durum, kendini “temsili demokrasi” olarak kabul edip Avrupa Parlamentosunu Birlik vatandaşlarının temsilcisi sayan AB açısından sorgulanması gereken bir husus olmaya devam etmektedir.


Grafik 1: Avrupa Parlamentosu Seçimleri: Katılım Oranı


6-9 Haziran 2024 seçimleri, daha sonra, Avrupa Parlamentosundaki siyasi gruplardaki üye sayısı bakımından kendisinden önceki seçimlerle karşılaştırılabilir. Bir ön not olarak, 2024 seçimleri sonucu mevcut siyasi gruplar devam edebileceği gibi, yeni siyasi gruplar da kurulabilir. Dolayısıyla, Grafik 3’teki 2024-2029 dönemi verileri, 2019-2024 dönemi Avrupa Parlamentosu esas alınarak oluşturulan bir projeksiyon olarak okunmalıdır. 2019-2024 döneminde görev süresi dolan Avrupa Parlamentosundaki siyasi gruplardaki üye sayısına bakıldığında, en yüksekten en düşüğe doğru veriler şu şekildedir:

(1)    Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar): 176 üye (%24,96),

(2)    Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı: 139 üye (%19,71),

(3)    Avrupayı Yenile Grubu: 102 üye (%14,46),

(4)    Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı: 71 üye (%10,00),

(5)    Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu: 69 üye (%9,78),

(6)    Kimlik ve Demokrasi Grubu: 49 üye (%6,95),

(7)    Avrupa Birleşik Solu – Nordik Yeşil Solu Konfederal Grubu: 37 üye (%5,24),

(8)    Bağımsızlar: 62 üye (%8,79).

 

Grafik 2: Avrupa Parlamentosundaki Siyasi Gruplar (2019-2024)



Grafik 3: Avrupa Parlamentosundaki Siyasi Gruplar (2024-2029) 

2024-2029 döneminde Avrupa Parlamentosundaki siyasi gruplardaki üye sayısı projeksiyonuna bakıldığında, en yüksekten en düşüğe doğru veriler şu şekildedir:

(1)    Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar): 186 üye (+ 10 üye) (%25,83),

(2)    Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı: 135 üye (- 4 üye) (%18,75),

(3)    Avrupayı Yenile Grubu: 79 üye (- 23 üye) (%10,97),

(4)    Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu: 73 üye (+ 4 üye) (%10,14),

(5)    Kimlik ve Demokrasi Grubu: 58 üye (+ 9 üye) (%8,06),

(6)    Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı: 53 üye (- 18 üye) (%7,36),

(7)    Avrupa Birleşik Solu – Nordik Yeşil Solu Konfederal Grubu: 36 üye (- 1 üye) (%5,00),

(8)    Bağımsızlar: 45 üye (%6,25),

(9)    Diğer (Avrupa Parlamentosundaki mevcut siyasi gruplar ile bağlantılı olmayan ulusal siyasi partilerden seçilenler): 55 üye (%7,64).


2024-2029 dönemi ile 2019-2024 dönemi, Avrupa Parlamentosundaki koltuk sayıları ve koltuk yüzdeleri aracılığıyla karşılaştırılabilir. Koltuk sayılarına bakıldığında, (2024-2029 döneminde 15 fazla koltuk olduğu göz önünde bulundurularak) 2024-2029 döneminin kazananları şu şekildedir:

  • Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar): +10 üye
  • Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu: +4 üye
  • Kimlik ve Demokrasi Grubu: +9 üye

2024-2029 döneminin kaybedenleri ise şu şekildedir:

  • Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı: -4 üye
  • Avrupayı Yenile Grubu: -23 üye
  • Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı: -18 üye
  • Avrupa Birleşik Solu – Nordik Yeşil Solu Konfederal Grubu: -1 üye

Koltuk yüzdelerine bakıldığında, 2024-2029 döneminin kazananları şu şekildedir:

  • Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar): %24,96’dan %25,83’e
  • Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu: %9,78’den %10,14’e
  • Kimlik ve Demokrasi Grubu: %6,95’ten %8,06’ya

2024-2029 döneminin kaybedenleri ise şu şekildedir:

  • Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı: %19,71’den %18,75’e
  • Avrupayı Yenile Grubu: %14,46’dan %10,97’ye
  • Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı: %10,00’dan %7,36’ya
  • Avrupa Birleşik Solu – Nordik Yeşil Solu Konfederal Grubu: %5,24’ten %5,00’e


Gerek koltuk sayıları gerek koltuk yüzdeleri aracılığıyla yapılan bu karşılaştırmalardan, anlatımı basitleştirmek üzere siyasi grupları kategorize ederek, şu sonuçlara varılabilir. Birincisi, merkez (sağ) Avrupa Halkları Partisi (Hristiyan Demokratlar) ile merkez (sol) Avrupa Sosyalistleri ve Demokratları İlerici İttifakı, köklü bir değişiklik olmaksızın, koltuk sayılarını ve yüzdelerini büyük ölçüde korumuştur. İkincisi, merkez (liberal) Avrupayı Yenile Grubu ile merkez (sol) Yeşiller / Avrupa Serbest İttifakı, koltuk sayılarını ve yüzdelerini en çok kaybeden gruplar olmuştur. Üçüncüsü, sağ kanat Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri Grubu ve aşırı sağ Kimlik ve Demokrasi Grubu, koltuk sayılarını ve yüzdelerini en çok artıran gruplar olmuştur. Sonuncusu, Avrupa Parlamentosu üyesi 100 kişi, mevcut siyasi gruplara katılmak veya yeni siyasi grup(lar) kurmakta rol oynayabilecek bir konumda bulunmaktadır.


Sonuç

6-9 Haziran 2024 tarihlerindeki Avrupa Parlamentosu seçimleri tamamlanmış olmakla birlikte sonuçlar hala kesinleşmeyi beklemektedir. Bir taraftan, Prof. Alemanno’nun aktardığı üzere, Avrupa Parlamentosu seçimleri ilk kez ulusal siyaseti daha önce olmadığı kadar çok etkilemiştir. Bu bağlamda, örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bu seçimlerdeki yenilgisini takiben Fransa’yı erken seçime götürme kararı almıştır. 

Diğer taraftan, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin devamındaki en önemli adımlar ana hatlarıyla şu şekilde belirtilebilir:

(1)    AB üye devletleri, yeni seçilen Avrupa Parlamentosu üyelerinin isimlerini Avrupa Parlamentosuna bildirecektir.

(2)    Avrupa Parlamentosu siyasi grupları oluşturulacaktır.

(3)    Avrupa Parlamentosunun ilk genel oturumu, yeni yasama döneminin başlangıcı, 16-19 Temmuz 2024 tarihlerinde Strazburg’ta gerçekleştirilecektir.

(4)    Avrupa Parlamentosu üyeleri, bu ilk genel oturumda Başkan ve Başkan Yardımcısı seçimlerini yapacak ve (örneğin Avrupa Parlamentosu komitelerindeki üye sayıları gibi) iç örgütlenmeyle ilgili kararlar alacaktır.

(5)    Avrupa Parlamentosu, 6-9 Haziran 2024 tarihlerindeki seçimler göz önünde tutularak AB Zirvesi tarafından kendisine önerilecek Komisyon Başkanı’nı seçecek ve devamında Komisyon heyetine muvafakat verecektir.

Dolayısıyla, önümüzdeki dönem hareketli geçeceğe benzemektedir.


Bu yazıya atıf için: İlke Göçmen, “6-9 Haziran 2024 Tarihlerindeki Avrupa Parlamentosu Seçimleri”, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 11/6/2024, Link: <https://yasayanabhukuku.blogspot.com/2024/06/AvrupaParlamentosuSecimleri2024.html>


Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin.