Fotoğraf: Eser Sahibi: Heather Cowper / wikimedia commons
Dr. Fatmanur Cebeci Çorum
Dr. Öğretim Görevlisi,
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi,
Bilişim Hukuku Anabilim Dalı
1. Giriş
Coğrafi engellemeler (Avrupa Birliği (AB) hukukunda teknik olarak kullanıldığı adıyla ‘geo-blocking’), son yıllarda AB’de oldukça tartışılan bir kavram olmuştur. Dijital Tek Pazar Stratejisi’nin benimsenmesi ile 2015 yılından bu yana tartışılan coğrafi engellemeler, kullanıcının konumuna bağlı olarak internet üzerindeki dijital bir ürüne erişimi engelleyen her türlü yöntem olarak tanımlanabilir.[1] Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Hukuk Sözcüsü Szpunar, Google v. CNIL davasındaki görüşünde coğrafi engellemeyi, kullanıcının coğrafi konumuna bağlı olarak internette ürüne erişimi sınırlayan bir teknik olarak tanımlamıştır.[2] Avrupa Birliği, 2018 yılında Haksız Coğrafi Engellemeler Tüzüğü’nü kabul etmiş ve nihayetinde coğrafi engellemeler de yasal bir zemine oturtulmuştur.
Bununla birlikte, coğrafi engellemeler ve bununla ilişkili telif hakkı problemleri ABAD’ın gündemine gelmeye başlamıştır. Bu kapsamda ilk kez Temmuz 2021’de, ABAD’dan, Telif Hakkı Direktifi’nin 3. maddesi uyarınca[3] ‘kamuya iletim’ kavramının, içerik sağlayıcıları tarafından etkili coğrafi engelleme tedbirleri uygulanmış olmasına rağmen bu tedbirlerin aşılması hâlinde nasıl yorumlanması gerektiğini açıklığa kavuşturması istenmiştir; bu talep Grand Production v GO4YU davası kapsamında gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda Hukuk Sözcüsü Szpunar görüşünü de yayımlamıştır. Ancak Ocak 2023’te Avusturya Yüksek Mahkemesi (Supreme Court of Austria) ön karar talebini geri çektiğini ABAD’a bildirmiştir. ABAD da, bu nedenle, mevcut davanın kaydının sicilinden silinmesine karar vermiştir.
Aynı doğrultuda, 14 Kasım 2024 tarihinde Hollanda Yüksek Mahkemesi de Anne Frank davası için ön karar usulü kapsamında ABAD’a başvurduğunu açıklamıştır. Bu blog yazısı, bu davanın arka planını açıklamayı ve bu dava kapsamında Hukuk Sözcüsü Rantos’un görüşünü değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
2. Anne Frank Davası’nın Arka Planı
Anne Frank’ın günlüğü, Anne Frank ile ailesinin bazı üyelerinin önce Auschwitz’e, ardından da Nazi Almanyası’nın Bergen-Belsen toplama kampına gönderilmeleriyle başlayan ve yaklaşık iki yıl süren süreci konu alan kişisel notlardan oluşmaktadır. Anne Frank’in vefatının ardından günlükler, aileden hayatta kalan tek kişi olan babası Otto Frank’e intikal etmiştir. Otto Frank de ölümünden önce söz konusu eserin mali haklarını Anne Frank Fonds’a devretmiştir.[4]
Günlük üzerindeki telif hakkı koruma süresi, 2016 yılı itibarıyla Belçika dâhil birçok ülkede sona ermiş; bu ülkelerde eser kamu malı (public domain) statüsüne girmiştir. Buna karşılık Hollanda’da telif hakkı koruma süresi 2037 yılına kadar devam etmektedir.[5]
Somut olayda, Anne Frank Fonds (davacı), Anne Frank Foundation ve Royal Netherlands Academy of Arts and Sciences ile birlikte Association for Research and Access to Historical Texts (bundan sonra ‘Association’ olarak anılacaktır) aleyhine dava açmıştır. Association, Hollanda’da hâlen telif hakkı koruması altında bulunan Anne Frank günlüğünün bazı versiyonlarını içeren bilimsel bir edisyonunu, www.annefrankmanuscripten.org adresli internet sitesinde Hollandaca olarak yayımlamıştır.[6]
Davaya konu internet sitesinde, Hollanda’da telif hakkı koruması devam eden metin versiyonları da yer almaktadır. Bununla birlikte davalılar iki teknik önlem uygulamıştır. İlk olarak, bir coğrafi engelleme sistemi kurularak siteye yalnızca eserin kamu malı statüsünde bulunduğu ülkelerden erişim sağlanması mümkün kılınmıştır. İkinci olarak ise siteye kamu malı statüsündeki ülkelerden erişim sağlandığında, kullanıcılardan siteye bu ülkelerden eriştiklerini teyit etmeleri istenmiştir.[7]
Davacı Anne Frank Fonds, telif hakkıyla korunan belgelerin basit bir VPN (Virtual Private Network) aracılığıyla Hollanda’dan çevrimiçi olarak erişilebilir olması nedeniyle davalıların telif hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş ve ihtiyati tedbir talebiyle Amsterdam Bölge Mahkemesi’nde dava açmıştır.[8] Davalılar ise, herhangi bir telif hakkı ihlalini önlemeye yönelik etkili koruma tedbirleri aldıklarını savunmuştur.[9]
Hollanda mahkemesi, Anne Frank’in eserine ilişkin telif hakkı ihlali iddiasını reddetmiştir. Mahkeme, hiçbir teknik önlemin mutlak surette kusursuz olmadığını; erişimin ülkesel temelde sınırlandırılması bakımından coğrafi engelleme dışında daha etkili bir yöntem bulunmadığını değerlendirmiştir. Ayrıca Amazon, Netflix ve Disney gibi büyük dijital platformların da telif hakkıyla korunan içeriklere erişimi sınırlandırmak istediklerinde coğrafi engelleme yöntemine başvurduklarına işaret edilmiştir. Mahkeme, davalıların internet sitesine Hollanda’dan erişimi engellemek veya en azından ciddi biçimde zorlaştırmak ve caydırmak için makul ölçüde mümkün olan tüm tedbirleri aldıkları sonucuna varmıştır. Bu nedenle eserlerin Hollanda’da kamuya iletilmediği kabul edilmiş ve bir telif hakkı ihlali bulunmadığına hükmedilmiştir.[10] Aynı şekilde, Hollanda istinaf mahkemesi, asıl davadaki tüm davalıların internet sitesine Hollanda’dan erişimi engellemek veya en azından caydırmak amacıyla makul çaba gösterdikleri gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebini reddetmiştir. Bunun üzerine asıl davadaki davacı, temyiz yoluna başvurmuştur. Bu koşullar altında, Hollanda Yüksek Mahkemesi (Hoge Raad der Nederlanden), yargılamayı durdurmaya ve aşağıdaki soruları ön karar usulü kapsamında yanıtlaması amacıyla ABAD’a göndermeye karar vermiştir:[11]
1. İnternette yayımlanan bir eserin belirli bir ülkede ‘kamuya iletim’ sayılabilmesi için o ülke kamuoyuna özellikle yöneltilmiş olması gerekip gerekmediği,
2. Coğrafi engelleme ile erişim engellenmiş olsa dahi, VPN gibi araçlarla engelin aşılabilmesi hâlinde engellenen ülkede yine de kamuya iletimden söz edilip edilemeyeceği ve bu değerlendirmede alınan teknik tedbirlerin yeterliliğinin önem taşıyıp taşımadığı,
3. Engellemenin VPN aracılığıyla aşılması kamuya iletim teşkil ediyorsa, bu iletimin hukuken eseri internet ortamında yayımlayan kişiye atfedilip atfedilemeyeceği ve araya üçüncü bir hizmet sağlayıcının girmesinin sonucu değiştirip değiştirmeyeceği.
3. Hukuk Sözcüsü Rantos’un Görüşü
Bu soruların cevapları için, 15 Ocak 2026 tarihinde Hukuk Sözcüsü Rantos kendi görüşlerini yayınlamıştır. Hukuk Sözcüsü, birinci soru bakımından, Telif Hakkı Direktifi’nin 3(1). maddesinin, bir eserin internet sitesinde yayımlanmasının ilgili ülkede ‘kamuya iletim’ olarak nitelendirilebilmesi için o ülke kamuoyuna özel olarak yöneltilmiş olmasını zorunlu kılmadığı sonucuna varmıştır. Hukuk Sözcüsü Rantos, Szpunar’ın Grand Production davasındaki görüşüne açıkça atıf yaparak, hak sahibi tarafından coğrafi engelleme uygulanmışsa, korunan içeriğin, yalnızca erişimin engellenmediği ve hak sahibi tarafından belirlenen coğrafi bölgedeki kişilere yöneltilmiş sayılacağı ve bu nedenle diğer bölgelerde kamuya iletim gerçekleşmiş kabul edilmeyeceği görüşünü benimsemiştir.[12]
İkinci soruda ise Rantos, VPN gibi araçlarla coğrafi engellemenin aşılabilmesi hâlinde engellenen ülkede yine de kamuya iletimden söz edilip edilemeyeceği ve bu değerlendirmede alınan teknik tedbirlerin yeterliliğinin önem taşıyıp taşımadığı hususunu tartışmış ve bu noktada hiçbir güvenlik tedbirinin mutlak surette ihlal edilemez olmadığının altını çizmiştir.[13] Kullanıcıların coğrafi engelleme tedbirini aşmalarını mümkün kılan hukuka aykırı araç veya yöntemlerin kolaylığı, değerlendirmede dikkate alınması gereken unsurlardan biri olduğunu, ancak bununla birlikte, etkili ve güncel koruma tedbirleri uygulanmış olduğu sürece, davalıların üçüncü kişilerin hukuka aykırı fiillerinden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını değerlendirmiştir. Bu çerçevede Rantos’a göre, telif hakkıyla korunan bir içeriğin yayımlandığı ve etkili bir coğrafi engelleme tedbirine tabi olan bir internet sitesi bakımından, söz konusu içeriğin koruma altında bulunduğu ülkede ‘kamuya iletim’ gerçekleştiği sonucuna varılamaz.
Son soru bakımından Rantos, coğrafi engelleme tedbirinin aşılması nedeniyle eserin engellenen ülkede internet üzerinden erişilebilir hâle gelmesinin kamuya iletim sonucunu doğurduğu varsayılsa dahi, esere erişimin engellendiği bir ülkedeki kullanıcının bu engeli aşmak amacıyla VPN veya benzeri hizmetlerden yararlanması hâlinde, ilgili hüküm uyarınca bu hizmet sağlayıcısının kullanıcının fiillerinden sorumlu tutulamayacağını, hizmet sağlayıcının korunan esere bu ülkede erişim sağlanması amacıyla söz konusu hukuka aykırı kullanımı aktif biçimde teşvik etmesi hâli dışında, belirtmiştir.[14]
4. Değerlendirme
Anne Frank davası, coğrafi engelleme tedbirlerine ilişkin olarak ABAD’ın yaklaşım ve değerlendirmelerinin ortaya konulması bakımından önem arz etmektedir. Zira daha önce Grand Production v GO4YU davasında, ön karar başvurusunda bulunan Avusturya Yüksek Mahkemesi talebini geri çekmiş ve bu nedenle ABAD’ın karar verme imkânı bulunmamıştı. Dolayısıyla, eğer esastan sonuçlanırsa, Anne Frank davası bu konuda ABAD’ın yaklaşımını göreceğimiz ilk dava olacaktır.
Anne Frank davası kapsamında Hukuk Sözcüsü Rantos’un görüşü önemli bazı noktalar içermektedir. İlk olarak, Rantos’a göre bir ‘kamuya iletim’ fiilinin varlığı için, söz konusu yayının belirsiz sayıda kişiye, daha önce erişim imkânına sahip olmadıkları korunan belgelere erişme olanağını sunmuş olması yeterlidir. Bu kişilerin fiilen erişim sağlamış olup olmamaları ya da yayının belirli bir kamu kitlesine özellikle yöneltilmiş bulunup bulunmaması belirleyici değildir.[15] Bu çerçevede, bir fiilin ‘kamuya iletim’ olarak nitelendirilebilmesi bakımından erişilebilirlik ölçütünün esas alınmasının, coğrafi engelleme bağlamında daha önceki tek görüşü bildirmiş olan Hukuk Görüşü Szpunar’ın yaklaşımıyla paralellik arz ettiği belirtilmelidir.[16]
İkinci bir husus ise, Hukuk Sözcüsü Szpunar’ın Grand Production v GO4YU davasındaki görüşünde sınırlı kalan VPN değerlendirmelerinin, Hukuk Sözcüsü Rantos’un görüşünde de benzer şekilde dar bir çerçevede ele alınmış olmasıdır. VPN sağlayıcısının sorumluluğu bakımından Rantos, erişimin engellendiği ülkedeki bir kullanıcının coğrafi engeli aşmak amacıyla VPN veya benzeri hizmetlerden yararlanması hâlinde, hizmet sağlayıcısının bu ülkede korunan esere erişim sağlanmasına yönelik hukuka aykırı kullanımı aktif biçimde teşvik etmemesi durumunda, kullanıcının fiillerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı yönünde bir değerlendirme ile yetinmiştir.[17]
Bununla birlikte, söz konusu Görüş’te dikkat çekici bir diğer husus, meselenin insan hakları ve ifade özgürlüğü perspektifinden kısmen de olsa ele alınmış olması ve Rantos’un çeşitli noktalarda bu boyuta açıkça atıf yapmış bulunmasıdır. Bu çerçevede Görüş, Telif Hakkı Direktifi’nin 3(1). maddesinin yorumunda yalnızca hak sahibinin münhasır yetkisine değil, aynı zamanda bilgiye erişim özgürlüğüne de ağırlık verilmesi gerektiğini, burada bir adil denge kurulması gerektiğini ortaya koymaktadır.[18] Özellikle davacı, eserin tamamen yayımlanmamasını veya korunan belgelerin yalnızca kısmen erişime açılmasını; ayrıca kütüphane bilgisayar terminallerine benzer sınırlı bir erişim modeli ya da kullanıcı adı ve şifre ile korunan abonelik esaslı bir erişim sistemi uygulanmasını önermiştir. Rantos, bu kapalı erişim modellerinin, telif korumasını güçlendirmekle birlikte, kamu malı statüsündeki ülkelerdeki kullanıcıların bilgiye erişimini ciddi biçimde sınırlandıracağını değerlendirmiştir.[19] Bu değerlendirmeler ifade özgürlüğü ve telif hakkı arasındaki çekişmenin ABAD tarafından da detaylı bir incelemeye tabi tutulmasını sağlayabileceği için son derece kıymetlidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki, Hukuk Sözcüsü görüşleri bağlayıcı nitelikte değildir; dolayısıyla ABAD, nihai kararında farklı bir sonuca ulaşabilir. Bununla birlikte, ABAD’ın bu meselede esastan bir karar vererek, özellikle VPN sağlayıcıları ile kullanıcılarının sorumluluğu ve temel hak ve özgürlükler bağlamında telif hakkı ile ifade ve bilgi özgürlüğü arasındaki adil dengeye ilişkin daha ayrıntılı bir değerlendirme ortaya koyması tarafımızca temenni edilmektedir.
Bu yazıya atıf için: Fatmanur Cebeci Çorum, “Anne Frank Davası: Hukuk Sözcüsü Rantos’un 15 Ocak 2026 tarihli Görüşüne İlişkin Değerlendirme”, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 2/3/2026, Link: <https://yasayanabhukuku.blogspot.com/2026/03/AG-in-C-788-24.html>
Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin.
[1] Trimble, Marketa (2017) “The Role of Geoblocking in the Internet Legal Landscape” IDP, Revista de Internet, Derecho y Política S. 33, ss. 45-58, s. 46.
[2] Opinion of Advocate General Szpunar in Case C-507/17 Google LLC v Commission nationale de l’informatique et des libertés (CNIL) ECLI:EU:C:2019:15, par. 71. Daha fazla tanım için bkz: Cebeci Çorum, Fatmanur. 2025. “‘Bu İçeriğe Bulunduğunuz Konumda Erişilemiyor’: İnternet Ortamında Yapılan Coğrafi Engellemelerin AB Hukukunda Yansımaları”. Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, sy 1: ss 192-194. https://doi.org/10.33432/ybuhukuk.1570016.
[3] Telif Hakkı Direktifi 3. maddesi, eserlerin umuma iletimi hakkı ve diğer konuların kamunun erişimine sunulması hakkını düzenlemektedir. 1. fıkrası Türkçe’ye şu şekilde çevrilebilir: Üye devletler, eser sahiplerine, eserlerini, bireylerin kendi seçtikleri yer ve zamanda erişimlerine sunulmasını da içeren, telli veya telsiz araçlarla umuma her türlü iletimine izin verme ve yasaklama münhasır haklarını sağlar.
[4] Stef van Gompel, (2025) ‘Geo-Blocking Measures and the Online Publication of Anne Frank’s Diaries’, GRUR International 74(8): ss. 705–706, https://doi.org/10.1093/grurint/ikaf077.
[5] Opinion of Advocate General Rantos in Case C-788/24 Anne Frank Fonds v Anne Frank Stichting, Koninklijke Nederlandse Akademie van Wetenschappen, Vereniging voor Onderzoek en Ontsluiting van Historische Teksten ECLI:EU:C:2026:12 (bundan sonra “Hukuk Sözcüsü Görüşü” olarak anılacaktır), par. 8.
[6] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 9.
[7] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 9.
[8] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 10.
[9] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 10.
[10] Jan Jacobi, ‘Dutch court rejects copyright infringement claim on Anne Frank’s works due to geoblocking’ (IPKat, 10 February 2022) <https://ipkitten.blogspot.com/2022/02/dutch-court-rejects-copyright.html> son erişim 23 Şubat 2026.
[11] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 12.
[12] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 30.
[13] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 31, aynı doğrultuda Opinion of Advocate General Szpunar in Case C‑423/21 Grand Production d.o.o. v GO4YU GmbH and Others ECLI:EU:C:2022:818, par 2.
[14] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 43-48.
[15] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 23.
[16] Opinion of Advocate General Szpunar in Case C‑423/21 Grand Production d.o.o. v GO4YU GmbH and Others ECLI:EU:C:2022:818, par. 33. Aynı doğrultuda, bakınız https://ipkitten.blogspot.com/2026/02/how-anne-frank-will-also-have-say-on.html son erişim 23 Şubat 2026.
[17] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 46.
[18] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 26, 27 ve 41.
[19] Hukuk Sözcüsü Görüşü par. 41.


No comments:
Post a Comment