03 February 2026

Sessiz bir İdari Bütünleşme Örneği: Avrupa Birliği Veri Koruma Hukukunda 2025/2518 sayılı Tüzük

 


*Görsel, yazar tarafından yapay zekâ destekli bir araç kullanılarak üretilmiştir.


Mehmet Kipriksiz

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Avrupa Birliği ve Uluslararası Ekonomik İlişkiler Anabilim Dalı Avrupa Birliği Hukuku Tezli Yüksek Lisans Programı Öğrencisi


GİRİŞ

Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (General Data Protection Regulation (GDPR)) uygulanmasına ilişkin ek usul kuralları belirleyen 2025/2518 sayılı Tüzük (Usul Tüzüğü) 26 Kasım 2025 tarihinde Avrupa Parlamentosu ve Konsey tarafından kabul edilmiştir. Bu düzenlemeyle, Avrupa Birliği’nde (AB) veri koruma hukuku, paylaşılan yetkiler çevresinde kalmasına rağmen, kısmen rekabet, kısmen bankacılık hukuku gibi alanlara benzeyen ilginç bir idari uygulamaya bürünmektedir. Bu çalışmada, Usul Tüzüğü’nün Birlik hukukunda ne şekilde konumlanacağı ve pratikteki etkileri incelenmeye çalışılacaktır. Öncelikle Usul Tüzüğü’nden önceki mevcut sistemden bahsedilecek, ardından Usul Tüzüğü’nün yeniliklerine değinilecektir.

1. 2025/2518 Sayılı Tüzük’ten Öncesi

1.1. Genel Olarak

Uzun yıllar boyunca AB veri koruma hukuku, işlerliğini 95/46 sayılı Direktif üzerinden sağlamıştır ve en temel hukuki meseleler, üye devlet mevzuatlarının yakınlaştırılması ve kapasite düzeylerinin eşlenmesi olagelmiştir. 2016/679 sayılı Tüzük, namı diğer GDPR ise 27 Nisan 2016 tarihinde kabul edilmiş, AB veri koruma hukuku sisteminde yeni bir paradigma değişimine sebep olmuştur.

Bilindiği üzere direktiflerde, AB ulaşılması istenen sonucu ve asgari koşulları çizerken, üye devlet AB’nin çizdiği sınırlar doğrultusunda ulusal mevzuatını inşa edip çeşitlendirir. Tüzükler ise her üye devlette doğrudan uygulanabilir nitelikteki sui generis düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler, adeta üye devlet yasa koyucusu tarafından çıkarılmış bir kanun gibi sonuç doğurmaktadır.[1]

Bu açıdan 20 yılı aşan Direktif uygulamasının ardından gelen GDPR, bütünleşik bir uyum aracı olarak planlanmış, hem maddi hem usulî anlamda dönemin gereklerine uygun kapsamlı bir reform getirmiştir.

1.2. Kurumsal Çerçeve

GDPR’nin getirdiği kurumsal yenilikler 3 başlık altında özetlenebilir: Birincisi, Direktif döneminden kalan yumuşak güç WP29 yapılandırılmış, Avrupa Veri Koruma Kurulu (European Data Protection Board (EDPB) adıyla bağlayıcı kararlar alabilen bir AB organına dönüştürülmüştür. İkincisi, Veri Koruma Otoritelerinin (Data Protection Authority (DPA)) tam teşekküllü idari uygulayıcılar haline gelmesi için pek çok düzenleme ihdas edilmiş, otoriteler arası kapasite düzeyleri büyük ölçüde eşlenmiştir. Üçüncüsü, yıllardır AB’nin DPA’sı olarak faaliyet göstermekte olan Avrupa Veri Koruma Denetçisi (European Data Protection Supervisor (EDPS)), GDPR’a uyumlu çıkarılan 2018/1725 sayılı Tüzük ile oldukça geniş yetkilere kavuşmuş, yüksek kapasitesiyle nevi şahsına münhasır bir kuruluş haline gelmiştir.

Yenilenen işbu kurumsal yapı şu şekilde gözlemlenebilir:

EDPB, ağırlıklı olarak koordinasyon sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. Kurul, selefi olan WP29’a benzer şekilde, DPA temsilcileri ve EDPS temsilcisinden mürekkeptir.[2] EDPB, kendi üyeleri arasından seçilen -primus inter pares- bir Başkan ve iki Başkan Yardımcısı ile idare edilir ve kararlarını ağırlıklı olarak salt çoğunlukla alır.[3] Bu açıdan oldukça federal bir görünüme sahiptir. Ayrıca tüzel kişiliğe sahiptir.[4] Bu nedenle duruma göre davacı veya davalı olabilir, Kurul’a karşı tazminat taleplerinde bulunulabilir.[5] Bütün bu faaliyetleri yerine getirirken Kurul’un sekretarya hizmetleri ve bütçesi ise EDPS’den sağlanır.[6]

EDPS, Birlik’in DPA’sı olarak AB Kurum, Organ, Ofis ve Ajansları’nın veri işleme faaliyetlerinde münhasır olarak yetkilendirilmiş bir AB organı olarak faaliyet göstermektedir. EDPS, geniş sekretaryasıyla çalışan tekil bir denetçi tarafından yönetilir. İşbu Denetçi, bağımsızlığı şüphe götürmez veri koruma uzmanları arasından seçilir ve Avrupa Parlamentosu ve Konsey’in ortak mutabakatıyla atanır. EDPS, AB genel bütçesinde özerk bir bölüme sahiptir ve Denetçi dış etkilerden uzak, bağımsız biçimde faaliyetlerini yürütür.[7]

DPA’lar ise kurulu oldukları üye devlet sınırları içerisinde yetkilendirilmiş, ulusal uygulayıcılar olarak faaliyet göstermektedir. GDPR, DPA’ların bağımsızlığına yönelik yeni denge mekanizmaları kurgulamış, bu otoritelerin üye seçimlerini ve görev sürelerini güvence altına almış, bütçesel özerklik gibi standartlar öngörmüştür.[8] DPA’lar Tüzük ile geniş yetkilere de kavuşmuştur. Bütün DPA’lar, salt Tüzük hükümlerine dayanarak, emir ve talimatlarda bulunup, işleme faaliyetlerine yönelik yasaklar ihdas edebilir,[9] ihlal tespitinde bulundukları teşebbüslere 20 milyon Avro’ya veya küresel cirolarının %4’üne varan ağır para cezaları uygulayabilir hale gelmiştir.[10] Bu sistemle DPA’lar arası kapasite farklılıkları gün geçtikçe azalmaktadır.

İşbu EDPB, EDPS ve DPA’lardan oluşan üçlü yapılanma, -iç pazarı etkileyen mevzularda Komisyonun da katılımıyla- AB veri koruma hukukunun idari uygulama boyutunu oluşturmaktadır. GDPR bu aktörleri deyim yerindeyse kaslandırırken, yeni bir ulusüstü işleyişi de beraberinde getirmektedir.

1.3. Mevcut İdari Uygulama

AB, veri koruma hukukunu düzenlerken, Direktif döneminden bu yana sürdürdüğü anlayışla, bir taraftan gerçek kişilerin temel haklarını korurken, diğer yandan verilerin Birlik genelinde serbest dolaşımının sağlanmasını da hedeflemektedir.[11] İşbu ikili hedef, başlı başına bir iç pazar kurmanın gereğidir. Zira Birlik içinde üye devlet uygulamaları arasındaki farklar, teşebbüslerin pazara en rahat nüfus edebilecekleri uygulayıcıları tercih edebilmelerine imkân tanımaktadır.

Bu çerçevede temel hakların muhafızları olan DPA’lar,[12] GDPR ile geniş bir sorumluluk rejiminin parçası haline getirilmiş,[13] çeşitli işbirliği araçlarıyla birbirine bağlanmıştır.[14] Otoriteler yalnızca ulusal yetki alanlarındaki bireyleri korumakla kalmayıp, Birlik menfaatini gözetme yükümlülüğünü de üstlenmişlerdir.[15] Bunun en çarpıcı örneğini tek durak mekanizması (one stop shop) adıyla anılan sistem oluşturmaktadır. Bireyler, işbu sistem vasıtasıyla haklarını diledikleri otoriteye başvurarak kullanabilecek, teşebbüsler Birlik genelinde tek bir otoriteyle muhatap olacak, bu yolla uygulama birörnek yürütülebilecek, hukuki belirlilik sağlanacaktır.

Sistemin işleyişi şu şekilde özetlenebilir: Uyuşmazlıkla ilgili otoritelerden birinin baş denetim otoritesi (lead supervisory authority (LSA)) olarak seçilmesi (i), LSA’nın ulusal usul kurallarını dikkate alarak ve gerektiğinde ilgili diğer otoritelere de (concerned supervisory authority (CSA)) danışarak incelemeyi yürütmesi ve bir taslak karar hazırlaması (ii), eldeki kararın CSA’lara sunulması ve fikir birliğine varılarak uyuşmazlığın çözülmeye çalışılması (iii).[16]

GDPR işbu DPA’lar arası uyuşmazlıkların çözümünü ise EDPB üzerinden kurgulamıştır. Bu doğrultuda EDPB, CSA’nın LSA’nın taslak kararına itiraz etmesi ve anlaşmaya varılamaması durumunda, LSA’nın belirlenemediği durumda ve tutarlılık mekanizmasına aykırılık durumunda bağlayıcı karar almak zorunda tutulmuş, ilgili DPA’nın işbu kararın kendisine bildirilmesini takiben 1 ay içerisinde ve gecikmeksizin nihai kararını vermesi gerektiği düzenlenmiştir.[17] İşbu bağlayıcı güç, EDPB’ye uyuşmazlık çözücü bir işlev yüklemiştir.

GDPR’de genel DPA kararlarına itiraz yeri DPA’nın bulunduğu üye devlet mahkemeleri olarak düzenlenmiştir.[18] EDPB’nin bağlayıcı kararlarına itiraz yeri ise ABAD olmaktadır. DPA’lar ilgili kararı takiben 2 ay içerisinde kararın iptalini talep edebilecek, yine bir Kurul kararı, herhangi bir gerçek veya tüzel kişiyi doğrudan ve bireysel olarak ilgilendiriyorsa, ABİHA’nın 263. maddesi doğrultusunda o kişi de bir iptal davası açabilecektir.[19] Ancak kâğıt üzerinde bu şekilde kurgulanan sistem, ne yazık ki arzulanan biçimde ilerleyememektedir.

1.4. Uygulamadaki Sorunlar

GDPR dönemi sorunlarının başında kapasite sorunları, ulusal yaklaşım farklılıkları ve tek durak mekanizması gelmektedir. Bu noktada en büyük tartışmalar İrlanda DPA’sı çevresinde gerçekleşmektedir. Zira pek çok küresel teknoloji firmasının AB faaliyet merkezi İrlanda’da bulunmakta, bu nedenle İrlanda DPA’sı pek çok uyuşmazlıkta LSA olarak karar verici konumuna gelmektedir. İrlanda hukuku ise Anglosakson sistemine olan yakınlığıyla, genel olarak kıta Avrupası yaklaşımından ayrışmakta, bu doğrultuda zaten Almanya, Fransa gibi ülkelerin DPA’larına kıyasla daha müsamahakâr olan Otorite, bir de oluşan yoğun iş yükü nedeniyle kapasite yetersizliği içerisine girmekte, etkili bir idari uygulama sergileyememektedir. Nitekim 2021 yılında İrlanda Sivil Özgürlükler Konseyi (Irish Council for Civil Liberties (ICCL)) tarafından yayımlanan bir rapor, İrlanda otoritesinin 2018-2021 yılları arasında AB çapında önemi haiz toplam 164 uyuşmazlıkta LSA olarak yer aldığını, bu uyuşmazlıkların %98’ini nihayete erdiremediğini çarpıcı biçimde göstermektedir.[20]

Bir diğer sorun, idari açıdan şikâyetlerin/soruşturmaların ele alınış biçimi olagelmektedir. Zira yetersiz bilgi sağlandığı gerekçesiyle reddedilen bir şikâyet, bir diğer otoritede kabul edilebilmekte, şikâyetçilere verilen haklar otoriteden otoriteye değişiklik gösterebilmektedir. Dahası soruşturma altındaki tarafların hakları, ulusal usul hukuku kuralları doğrultusunda çeşitlenmekte, tarafların dosyaya ne zaman, ne şekilde ve ne ölçüde erişeceği belirsizlik göstermektedir.[21]

Yargısal açıdan ise her ne kadar gerçek veya tüzel kişilerin belirli şartlar altında EDPB kararlarını iptal davasına konu edebilmesi mümkün gibi gözükse de uygulamada bu yollar oldukça güçtür. Özellikle ABİHA md. 263 kriterleri olan doğrudan ve bireysel ilgililik, veri ihlallerinin doğal yapısı gereği, mağdurlar açısından neredeyse hiçbir olayda sağlanamamakta, dahası teşebbüslerce açılan bazı davalar da EDPB’nin kararlarının üzerine nihai kararı verenin ilgili DPA olmasından bahisle, kabul edilemez bulunmaktadır.[22] Dolayısıyla uygulamada ulusal mahkemeler tarafından ön karar prosedürünün işletilmesi, daha standart bir işlerlik göstermektedir. Ancak bu noktada ilgili DPA kararlarına itiraz yerinin, otoritenin bulunduğu üye devlet mahkemeleri olması, sınır ötesi bireysel davacıların, bilmedikleri usul hukuku kurallarına tabi olmasına, dil bariyerlerine ve dolayısıyla yüksek maliyetlere ve hak kayıplarına sebep olmaktadır.

İşbu dağınık ve iyi işlemeyen hukuki çerçevede reforma gidilmiş, GDPR’nin uygulanmasına ilişkin ek usul kuralları belirleyen 2025/2518 sayılı Tüzük getirilmiştir.

2. 2025/2518 sayılı Tüzük’ten Sonrası

2.1. Genel Olarak

Usul Tüzüğü, ABİHA’nın 16. maddesine dayanarak olağan yasama usulüyle kabul edilmiş, 12 Aralık 2025 tarihinde AB Resmi Gazetesinde yayımlanmıştır. 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren Tüzük, uygulama için ise 15 aylık bir hazırlık süresi öngörmüştür.[23] Tüzük, 37 maddeden ve 68 dibaceden müteşekkildir, oldukça detaylıdır. Kapsama alanı ise sınır ötesi işleme faaliyetleriyle sınırlandırılmıştır.[24] Tüzük, Avrupa Ekonomik Alanı genelinde geçerli olacak, 2 Nisan 2027 tarihinden itibaren bütün hükümleriyle uygulanacaktır.

2.2. Usul Tüzüğü’nün Yenilikleri

Usul Tüzüğü’nün getirdikleri 4 başlık altında özetlenebilir: Şikâyet süreçlerinin yeknesaklaştırılması (i), soruşturmalardaki usulî hakların garanti altına alınması (ii), işbirliğinde usul bütünlüğünün sağlanması ve bağlayıcı sürelerin getirilmesi (iii) ve uyuşmazlık çözümü mekanizmasının netleştirilmesi (iv).

Tüzük öncelikle, şikâyetlerin kabul edilebilirlik kriterlerini, şikâyetçinin adı ve iletişim bilgileri, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) için kuruluş belgesi ve temsil yetkisi, şikâyet edilenin kimliği ve ihlalin tanımı şeklinde tahdidi olarak belirlemiş, DPA’ların uyması gereken süreleri ve prosedürü de kesinleştirmiştir.[25] Ardından DPA’ların, kendisine gelen bu şikâyetlerin sınır ötesi nitelik taşıyıp taşımadığını ve ilgili LSA’nın belirlenmesini, ön sorun olarak incelemesini ve gerektiğinde erken çözüm (early resolution) mekanizmasını devreye sokmasını düzenlemiştir.[26] Bu mekanizmayla eğer ihlal giderilip şikâyet konusuz kalırsa, otoritenin dosyayı hızlıca kapatabilmesi sağlanmaktadır.

Daha sonra her DPA’nın, bir diğer DPA ile işbirliği içerisindeyken hangi bilgileri paylaşmaları gerektiği Tüzük’le belirlenmiş,[27] LSA’ya, önemli konuların özetini (summary of key issues) hazırlayıp ilgili DPA’ya iletmesi sorumluluğu yüklenmiştir. Bu özet; soruşturmanın kapsamını, ilgili temel olguları, maddi ve hukuki sorunların tespitini, tarafların görüşlerinin analizini ve uygulanması muhtemel yaptırımları içerecektir. İlgili DPA’lara kendisine bildirilen özete görüşlerini bildirmesi için 4 hafta süre verilmiş olup sessizlik zımni kabul sayılmaktadır.[28] Bu şekilde otoriteler arası fikir ayrılıklarının erkenden tespitinin sağlanması amaçlanmaktadır.

Bu prosedürün ardından LSA, karar taslağını sunmayı arzuluyorsa, bir ön bulgular (preliminary findings) dokümanı hazırlayacaktır. Bu doküman önce ilgili DPA’ların görüşlerine sunulacak, ardından soruşturma altındaki taraflara iletilecektir. Bu bildirim anından itibaren soruşturma altındaki tarafların dosyaya erişim hakkı söz konusu olacak, 3 ila 6 haftalık bir süre kısıtı içerisinde soruşturma altındaki taraf, yazılı veya sözlü biçimde görüşlerini sunabilecektir.[29] LSA taslak kararını yalnızca işbu prosedüre dâhil olgulara dayandırabilecek, bu sistemle soruşturmalar daha öngörülebilir biçimde sonuçlandırılabilecektir.

Bu standart işleyişin yanı sıra Usul Tüzüğü, kararların değerlendirilmesinde daha hızlı, basit işbirliği prosedürü (simple cooperation procedure) olarak anılan bir mekanizmayı da duyurmuştur. Sistem, vakanın tartışmasız şekilde ortaya konulabildiği konularda ve/veya EDPB kararlarıyla daha önceleri üzerinde mutabakata varılmış konularda uygulanacak bir istisna olarak kurgulanmıştır. Basit işbirliği prosedürünü uygulamak isteyen DPA, bunu duyuracak, eğer diğer otoritelerce itiraz gelmezse somut uyuşmazlık hızlı biçimde sonuçlandırılacak, yaptırımlar seri şekilde gerçekleştirilecektir.[30] Bu uygulama muhtemelen EDPB kararlarının yapısını da etkileyecek, EDPB kararlarının sürekli takip edilen bir içtihat havuzu oluşturmasına neden olacaktır.

Usul Tüzüğü tarafların erişebileceği bilgilerin bulunduğu dosya ile otoriteler arasındaki işbirliğinin sağlandığı dosya arasında da ayrıma gitmiş, iş birliği dosyası (cooperation file) ve idari dosya (administrative file) şeklinde ikili bir sistem kurgulamıştır. Dahası dosyaya giren ticari bilgilerin gizliliğinin yalnızca tek bir DPA tarafından kabul edilmesiyle bile bütün otoriteler için sonuç doğurması sağlanmıştır.[31] Bu yenilik, teşebbüslerin ticari sır endişeleri açısından sağlıklı bir gelişme olmuştur.

Son olarak Tüzük, uyuşmazlık çözümü prosedürünü de geliştirmiştir. LSA’nın hazırladığı taslak karara gelen ilgili ve gerekçeli itirazlar üzerine 3 ay içerisinde ya revize edilmiş bir taslak karar hazırlayacağı ya da konuyu EDPB’ye havale edeceği düzenlenmiş, havale edilen dosyanın hangi bilgileri içereceği sıralanmıştır. Dahası EDPB’nin gelen dosyayı ön incelemeden geçireceği ve yeni olgulara dayandığı takdirde soruşturma altındaki taraflara savunma hakkı tanıyacağı da belirtilmiştir.[32] Bu şekilde dosyanın EDPB’ye karar vermeye hazır şekilde iletilmesinin sağlanması ve adil yargılanma hakkının korunması amaçlanmıştır.

SONUÇ

AB hukukunda DPA’lar, bir zamanlar yalnızca bildirim alan ve tavsiye veren bağlı/bağımlı kurumlarken, günümüzde soruşturmalar yürütüp, baskınlar düzenleyen ve devasa para cezaları kesen bağımsız idari uygulayıcılara dönüşmüştür. Dahası AB, kurmuş olduğu sistemde, bu bağımsız yapılanmaları, bir şekilde uzlaşı ve işbirliği mekanizmalarıyla yeknesak hareket etmeye zorlamakta, kimi zaman yumuşak hukuk, kimi zaman sert hukuk araçlarıyla süreci idare etmektedir.

Bu noktada ulusal çıkarlar, Birlik yaklaşımıyla uyuşmayabilmekte, hem siyasi hem ilkesel çatışma alanları gözlemlenebilmektedir. Bir yanda Birlik uygulamasındaki idari özerklik kavramı ve veri koruma hukukunun bağımsız idari otorite esası, diğer yanda Birlik hukukunun denkliği ve etkililiği ilkeleri yer almaktadır.[33] Şimdilik 2025/2518 sayılı Tüzük ile terazinin Birlik tarafına eğildiği, uyumlaştırma doğrultusundaki düzenlemelerin ağır bastığı söylenebilir.

Usul Tüzüğü, Birlik rekabet hukuku uygulamasından alışık olduğumuz sözlü savunma benzeri idari prosedürlerin veri koruma hukukuna da kısmi entegrasyonunu içermektedir. Bu düzenlemeler GDPR cezalandırma rejimine daha hukuki bir çerçeve kazandırabilir. Dahası kısa ve bağlayıcı süreler, yeni itiraz prosedürleriyle birlikte değerlendirildiğinde, teşebbüsleri bekle ve gör stratejisinden uzaklaştırıp, daha sıkı, sistematik bir yaklaşıma da itecektir.

Bu gelişmelerin dijital değişiklikler paketi (EU digital omnibus) tartışmaları da süregelirken AB’nin veri koruma hukukuna yönelik hak temelli yaklaşımını nasıl etkileyeceği ise merak konusudur. Bu belirsiz geçiş dönemi muhtemelen ABAD’a taşınacak itirazlar ve ilk EDPB kararlarıyla şekillenecektir. En doğrusu 2 Nisan 2027’yi beklemek olacaktır.

 

Bu yazıya atıf için: Mehmet Kipriksiz, “Sessiz bir İdari Bütünleşme Örneği: Avrupa Birliği Veri Koruma Hukukunda 2025/2518 sayılı Tüzük”, Yaşayan Avrupa Birliği Hukuku Blogu, 3/2/2026, Link: <https://yasayanabhukuku.blogspot.com/2026/02/blog-post.html>


Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Hiç bir içeriği kaçırmayın bizi takip edin.



[1] Bkz. ABİHA md. 288.

[2] 2016/679 sayılı Tüzük md. 68 (3).

[3] 2016/679 sayılı Tüzük md. 72; 73.

[4] 2016/679 sayılı Tüzük md. 68 (1).

[5] Bkz. ABİHA md. 268; 340.

[6] 2016/679 sayılı Tüzük md. 75.

[7] 2018/1725 sayılı Tüzük md. 53; 54; 55.

[8] 2016/679 sayılı Tüzük md. 52 (4); (6); 54.

[9] 2016/679 sayılı Tüzük md. 58.

[10] 2016/679 sayılı Tüzük md. 83.

[11] Bkz. 2016/679 sayılı Tüzük md. 1; Dibace (6); (10).

[12] Judgment of the Court (Grand Chamber) of 9 March 2010, Commission v Germany, C-518/07, EU:C:2010:125, para. 23.

[13] Bkz. 2016/679 sayılı Tüzük md. 57.

[14] 2016/679 sayılı Tüzük md. 63.

[15] 2016/679 sayılı Tüzük md. 51 (2).

[16] Bkz. 2016/679 sayılı Tüzük md. 60- 62. Ayrıca LSA’nin belirlenmesine ilişkin bkz. 2016/679 sayılı Tüzük md. 4 (16); 56.

[17] 2016/679 sayılı Tüzük md. 65.

[18] 2016/679 sayılı Tüzük md. 78 (3).

[19] 2016/679 sayılı Tüzük Dibace (143).

[20] İrlanda DPA’sı bu süreçte yalnızca 4 adet taslak kararını EDPB’ye iletebilmiştir. Bkz. Irish Council for Civil Liberties, “Europe’s enforcement paralysis: ICCL’s 2021 report on the enforcement capacity of data protection authorities”, (2021), s. 5.

[21] Konuya ilişkin olarak Komisyon taslağı incelenebilir. Bkz. Proposal for a Regulation of The European Parliament and of The Council laying down additional procedural rules relating to the enforcement of Regulation (EU) 2016/679 (COM/2023/348 final). 

[22] Bkz. Opinion of Advocate General, WhatsApp Ireland v EDPB, C-97/23 P, EU:C:2025:210, paras. 31-34.

[23] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük Dibace (67); md. 36-37.

[24] 2025/2518 sayılı Tüzük md. 1.

[25] 2025/2518 sayılı Tüzük md. 4.

[26] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük md. 5.

[27] 2025/2518 sayılı Tüzük md. 9.

[28] 2025/2518 sayılı Tüzük md. 10.

[29] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük md. 19.

[30] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük md. 6.

[31] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük md. 24; 25; 26.

[32] Bkz. 2025/2518 sayılı Tüzük md. 27-30.

[33] Bkz. Judgment of the Court of 16 December 1976, REWE, Case 33-76, EU:C:1976:188, para. 5; Judgment of the Court of 16 December 1976, Comet BV, Case 45-76, EU:C:1976:191, paras. 13-16.


No comments:

Post a Comment